20
December
2006

bu gece ankarada yagmur var :)

bu gece yagmur var ankaramda. özlenen gunler yavas yavas geliyor. kısın soguguna inat ince elbiseler giyip doyasıya yagmurda ıslanma zamanı. bugunun o garip kosturmacasının ustune, bu haftanın o aptal yogunluguna karsı haftaya yagmurla noktayı koymak var bu gece….
bugun bi kez daha ailemin, canım annemin ne kadar cok hayatımda oldugunu anladım.sabah gelen hastalık haberi ve aksamında doktordan aldıgımız tek problemin anemi oldugu sozleri.gun boyu cektigim stres ve sonunda gelen mutluluk…bekleme odasında gazetede gordugum taziye haberleri (hasan tanık a ait).herseye ragmen, her olaya, her yaraya, her acıya ragmen elimdekiler…kaybettiklerim, kazandıklarımı golgelesede hala elimde olan tek varlıgım, tek destegim, tek dayanagım, tek hayat kaynagım, yasamam sevincim…AİLEM…
yagmurda ıslanmak var bu gece…yagan yagmurla gozyaslarını dısarı akıtmak. yagmurla birleşip akması gozlerinden dertlerinin. zevkini cıkarmak var doganın temizlenişinin. dogayla beraber arınmakta var kirlerden…once ellerini acarsın yagmura.tanecikler doldurur avucunu.onlar birleşir, kavusur, kucaklasır. sonra saclarında hissedersin o zarif dokunusu. yuzune akan damlalar. bir annenin oksayısı gibi olamaz asla ama onların da rahmet dolu dokunusları var kendi caplarında. Kadir yaratıcının rahmetiyle donatılmıs her bir yagmur damlası, kendilerine verilen emirden bir an olsun sapmadan gidecekleri yola dogru yol alırlarken, o muazzam rahmetide beraberinde tasır. hem damlasında ayrı bi hikmet olan o tanecikler akar gider.dur diyemezsin, tutamazsın,zaten kendine hukmedemezsinki onlara hukmedesin.
yavas yavas adımlarla ilerlerken yagmurun kalbine, silersin beyninden herseyi.sadece sen ve O vardır. herseyden kendini soyutlayıp, sonsuz tefekkuru tatmaya baslarsın. her damla anlatır hikayesini gider yoluna. atarken usul usul adımlarını,bu kadar yazdıktan sonra, greenday eslik eder sana.I walk a lonely road, the only one that I have know, don t know where it goes, but I walk alone…but with rain. sonra bir sarhos edasıyla salına salına yurumek var yagmurda.yollarda kıvrıla kıvrıla.işte boyle bi ıslanmak var aklımda. walkmandeki muzik bu olmucak.belki walkman olmucak,cunku bugun degişiklik yapıp tekil takılmıcam.ama belki zamanın otesinde tekde kalabilirim
herkese acık bu gece,sonun kadar….
2 Mart 2006

ebrasi

8
December
2006

Safranbolu ve Amasra Gezisi

Müzik : modjo-whatimean
Zaman : 12.11.2006 Pazar
Mekan : Ankara – Kızılcahamam – Gerede – Eskipazar – Karabük – Safranbolu – Amasra

Amacımız Karadeniz’ i görmekti bugün, yada en azından bu akşamüzeri. Küçük ve şirin Amasra yarımadasını, Amasra kalesini, Karadeniz’de günbatımını, Bartın civarlarındaki Need For Speed bilgisayar oyununa ilham kaynağı olabilecek egzotik ağaç tünelini, Safranbolu evlerini, eski çarşıları ve yol üzerindeki bilimum diğer ilginç yerleri, yurdumuzun harika köşelerini ve burnumuzun dibindeki güzellikleri görüp, birinci elden gezmek istiyorduk. Esasında çok da plan yapmamıştık, internetten kısa bir araştırma ve sonra hani “haritayı alıp çıkmak” tarzında, gelişi güzel takılmak istiyorduk kafamıza göre. Son derece klasikleşmiş Bolu – Abant yavanlığı yerine; yepyeni, hareket ve bilinmezlik dolu bir Karadeniz macerası elbette istenen birşeydi ekip tarafından.

 Safranbolu ve Amasra Gezisi  Safranbolu ve Amasra Gezisi

Bir Pazar sabahı için öğrenci standartlarına göre gayet de erken olan 8 buçuk civarlarında uyandı çoğu. Ankara’ dan, Amasra istikametli çıkışımız 10’ u buldu. Eski İstanbul yolundan Kızılcahamam üzerine doğru yöneldik. Kazan’ dan sonra Kızılcahamam civarlarında Ankara çölleri etkisini kaybetmeye başlamıştı bile. Daha sonra Gerede kavşağından Eskipazar istikametine döndük. Kilometreler arttıkça yolumuz ilginçleşmeye başlıyordu. Duble yollar, Kanada misali dağların üzerinden, ağaçların arasından kafasına göre ilerliyordu. Trafik az, hava güzel. Eskipazar’ ın içine girmiyoruz, Karabük tarafına devam ediyoruz. Bir süre daha duble yoldan devam ettikten sonra Karabük Demirçelik fabrikası karşılıyor bize şehre girişte. Sol tarafımızda devasa bir yapı; dumanlar arasında yükselen metal birliktelikler, simsiyah kömürden ve tozundan oluşan apartman yüksekliğinde yığınlar, ülke ekonomisinin can damarlarından olan bu üretimi sağlamak ve taşımak için tren rayları… Gri bir suratsızlık, yaşanmışlık, eskimişlik… Ama nedense itici olmayan bir sıcaklık var burada, Gayri Safi Milli Hasıla’ nın sıcaklığı olsa gerek. Havada çok farkedilir bir olumsuzluk yok. Ufak bir fotoğraf ve izleme seansından sonra yolumuza devam ediyoruz.

 Safranbolu ve Amasra Gezisi  Safranbolu ve Amasra Gezisi

Karabük; tepelerin üzerine, dev fabrikanın eşiğinde kurulmuş esasında çok da küçük olmayan bir yeni – şehir. 78 plaka numaralı, toplam 200 binin üzerinde nüfusu olan Karabük de maalesef son birkaç on yıldır göç veriyor.

1
December
2006

Olimpiyatci Arkadaslara: Aralik Sinavi ve Hedef

Hedef tek degildir. Olamaz da. Cunku bir amaca niye sorusu soruldugu zaman bizi baska bir amaca goturecektir. Mesela aralikta altin madalya almak bir hedef olsa da niye altin madalya almaya calisiyorsun sorusuna verilecek herhangi bir cevap dahi amac, hedef niteligi tasiyacaktir. Canim oyle istiyor cevabi bile insanin canini tatmin etmesi gibi baska bir hedefinin varligini gosterir. Ama her insanin hedeflerinin nes’et ettigi tek bir gayesi bulunmasi gerekir. O gaye oyle bir gaye olmali ki niye sorusu o gaye icin anlamsiz kalmali. Bu temel gayeden yola cikarak insanin diger gayelerinin de bunun altina, bu gayeye basamak olarak koymasi gerekir. Ve her insanin bir gaye-yi hayalinin bulunmasi gerekir. Yani oyle bir hayali olacak ki o hayal artik yasama gayesi haline gelecek. Insan yasadigi muddetce olum bile karsisina ciksa gayesine muvafiksa ‘safa geldin’ diyebilecek. Hadiseler o gaye etrafinda yorumlanacak, adimlar o gaye icin atilacak. Yani insanin havada kalmamasi icin, curuk bir yapiya sahip olmamasi icin bir kanevice gibi, bir iskelet gibi once gayesini hayatina yerlestirecek, sonra hayatini onun uzerine isleyecek, bina edecek.

Iste bu zaviyeden Aralik sinavina ve sonucuna bakacak olursak, araliktaki madalyamiz bizim icin nihayi gaye olamaz. O sadece nihayi gayemize ulastiracak bir basamak olabilir.
Ama sakin ha bu basamagin oyle basit ve siradan bir basamak oldugunu dusunmeyin. Kesinlikle gerek temsil edilen degerlerin ilasi olsun gerekse o mekanizmanin o carklarin islemesi, gerek oradan simdi ve ileride yetisecek olan guzel insanlara tohum misali olsun, bu ve benzeri sinavlar cok ehemmiyetlidir. Araliktaki hedeflerin dunyaya da bakan yonu oldugu icin basite alan ve calismasini aksatan arkadaslarin ne kadar buyuk mesuliyet altina gireceklerini ve ne buyuk bir neticeyi kacirdiklarini bilmeleri gerekir. Niyetimiz bizi kurtarir rahatligina da kapilmamak lazim. Sonucta bu ara basamak da olsa nihayi hedefi ne kadar arzuladigimiz bizim bu hedefe ne kadar kilitlendigimize bagli.

Niyet onemlidir elbette ama imkanlarin ne kadar degerlendirilebildigi de niyeti ele verir.