28
February
2008

On Adımlık Mutluluğun Ardından…

25

25
February
2008

Zindan…

Buram buram çay kokusu gibidir hayat,

Kısık ateşte olsa bile bazen acı kokar bazense cilveli

Her yudum da ayrı bir lezzet yada ayrı bir acı

Ben kaderimin bana biçtiğine acıya uyanıyorum nedense…

Sevdalar aşkı bulmak içindir diyorlar

Oysa ben sadece acıları buluyorum onlarda

İnsan bazen yaşarken ölürmüş derler ya aynen öyleyim

Ben aşkın beni esir etmediği zindanların bekçisiyim…

22
February
2008

Yüreğime Dair

Tarifi imkânsız bir sızı var içimde… Sebepsiz… Bakma sebepsiz dediğime… Vardır elbet bir sebebi dile vuramıyorum. Seni bulduğum gün yitirmiştim ben. Sen yitirilmeye mahkûmdun, bense yitirmeye… Yüreğimde taşıdıklarımı bilebilseydin… Ya da biraz olsun beni anlayabilseydin… Anladığını sanmıştım. Yanılmışım. Sana değil sitemim kendime… Ne bilmene izin verdim yüreğimde sakladıklarımı ne de anlamana… Senden kaçmaya çabaladıkça daha çok yaklaştım sana. Nedendir bilmiyorum. Aslında yaşadıklarıma dair hiç bir şey bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki o da farkında olmadan girdiğim bu yolda, kendimi bulduğumda artık çok geçti. Bu hayat yolculuğunda ihtiyacım olan öyle çok latifeyi yitirmiştim ki… Ve sana öylesine bağlanmıştı ki bu küçücük yüreğim…
 

Gecenin zifiri karanlığında, yalnızlığımı paylaştığım odamda yüreğimde kopan fırtınaları dinliyorum şimdi. Duygularımı dillendirmeye takat getiremediğim zamanlarda gözyaşlarım tercüman oluyor yüreğimde taşıdıklarıma. Omuzlarımda yaptığım yanlış(lar)ın ağırlığı… Yüreğimin bir yanı pişmanlıkla kavrulurken, bir yanındaysa hasret rüzgârları esiyor.  Ağlayarak sabahı karşıladığım gecelerde çoğu kez sebebini bilemiyorum gözyaşlarımın. Uykularım benden gideli çok olmuş… Gece vakti yıldızlara bekçilik ederken ruhumda mı yoksa yüreğimde mi bilemediğim bir kördüğümü çözmeye çalışmakla geçiyor zaman…
 

Teselli aramak için sarıldığım kitaplar ümit verse ve ben “Hayır Allah’ın murad ettiğindedir” diye fısıldasam da yüreğimin kulağına… Hissiyat işte… Söz dinlemiyor bir türlü… Ve ben de Efendimiz gibi “Kalp hüzünlenir, göz yaşarır” diyorum gözümdeki yaşlara mazeret ararcasına, kalbimin hüznünün sebebini bilemeden… Belki biliyorum da dillendirmek zor geliyor yüreğime…
 

Yüreğim alışkın gurbetlere… Daha küçücük yaşlarda ayrılıklar, hüzünler yaşamış. Zaten asıl vatanından ayrı kalmak suretiyle gurbette olan yüreğim, bu fani alemde de mecazi gurbetlerle yanmış yıllardır. Sen bunu hiç bilmedin. Ben biliyordum tüm sevdiklerim gibi seni de yitireceğimi… Korkuyorum şimdi diğer sevdiklerimi de yitirmekten. Ama kader değişir mi ki? Rabbim yavaş yavaş alıyor hepsini… Ama biliyor musun hamd ediyorum halime… Ya herkesi alıp,  bir başıma bıraksa beni… Aslında biliyorum yalnız değilim O hep var. Ve belki de ben O ndan başka dostlar, sevgililer aramakla “Allah tan başka dost arayanların durumu kendisine ev yapan örümceğe benzer. Örümceğin evi, evlerin en çürüğüdür- eğer bilmiş olsalardı”  ayetinde bahsedilen insanların durumuna düşüyorum. Zira düşünüyorum da yüreğim “Allah tan ötürü sevmek” nedir bilmiyor. Rabbimin elbet bir muradı var benden ve ben o muradı anlayabileceğim günü bekliyorum şimdi idrakten yoksun havsalamla… O gün mahşer günü olsa da… 
 

21
February
2008

Komder – ‘Bir sandalye de benden’ Kampanyası

sandalye Komder   Bir sandalye de benden Kampanyası

Bildiğiniz gibi yeni binamızın tefrişatı başlamış durumda, yönetim kurulumuz tefrişatın neredeyse tamamının sorumluluğunu üzerine almış bulunmakta. Biz de öğrenci üyeler olarak derneğimizin sandalyelerini alalım, yönetim kuruluna destek olalım, çorbada bizim de tuzumuz bulunsun dedik ve bunun için binamızda kullanılacak 250 adet sandalye ve tekli koltukları biz temin edelim dedik. Eğer siz de çorbada benim de tuzum olsun diyorsanız lütfen irtibata geçin. Bir sandalyenin ücreti ortalama 100 ytl olarak belirlenmiştir.

İrtibat : Ali Sami Öztürk – 0533 746 42 90
Mail: yardim@komder.com
Hesap No: Bank Asya / Çankaya

6
February
2008

Sevdam….

 

 

Bir varoluşmu sevdam yoksam batış mı?
Hiç sevmemek mi yoksam bırakıp gitmek mi?
Yoo hayır sevdin mi tam sevmek
Ucunda yıkılış olsada gene seni sevmek

Beklemek sabahı göremeden geceye yazmak
Unutmamak unutulucağını bilsende unutmamak
Hatırlamak o seni hatırlamayacak olsada
Konuşmamak o seni hep konuşsa da

Ağlamamak ve ağlatmamak acıların doruğunda olsanda
Bi gülüş uğruna çıkmak kaf dağının zirvesine
Bir bakış uğruna girmek yerin 7 düvel altına
O seni istemiyor olsada

Hissetmek en acılı anını
Beklemek telefonun başında sen onu aramasanda
Bir mesajına dünyaları vermek
Her ne kadar o orda yalnız kalsada

Bırakmamak bir umuda sarılmak
Ağlamasına dayanamayıp sarılmak
Gözünden akan yaşın elinde kurumasına izin vermek
O artık uzaklarda olsada…

5
February
2008

Matem…

 

 

Ufku kaplıyor matemim başka şey göremiyorum,
Yüzlerde kalpler gibi simsiyah cansız ve mat,
Gözlerse hiç olmadığı kadar ıslak,
Buhranlı kalpler de bir acı yaşananları yoksayarak…

Dertler değil beni bu hale koyan acımasız hayat,
Sevda bahçelerindeki dikenli ot misali sökülmek gerek,
Hiç olmammış gibi seven gönüllere su serperek
Birgün bu diyardan çekip gitmek gerek…

5
February
2008

Yanlış Zaman…

 

 

 

Herhangi bir zamanda herhangi bir mekanda karşılaşsaydık keşke,
Martıların uçtuğu,masmavi gökyüzünün kirlenmediği bir vakitte,
Hani en amansız coşkuların yaşandığı en mutlu olunduğunda hatırlanan mevsimde,
Keşke karşılaşmasaydık hazan bahçelerinin ortaya çıktığı sonbaharda…

Günüm geceden kurtulmuyor,tıpkı sonbahar misali dökülüyor,
Karanlık gecelerde adın zikredilmiyor yalnız kalpten söyleniyor,
Islak kaldırımlar yalnız hiç yürünmüyor
Bu kalp her gördüğü çifte bakmadan edemiyor.

Mısralar değil beni konuşturan onlar yalnız dertlerime tercüman,
Sevdanın hayali vurunca gözlerime kapatıyorum,aklıma gelmeyesin diye
Ama kalbime söz dinletemiyorum,neyi nasıl anlatayım ona?
Nasıl diyeyim ki ona,imkansızı istedin ağlama boşuna

Ben beni nasıl bıraktıysan aynen orda duruyorum,
Bir sonbahar akşamında tren garında ağlıyorum,
Saat 9:45 erzurum ekspresi beklemez
Son düdüğüde çaldı şef artık o bile kalmanı istemez.

Arkandan ne el kaldırabildim ne gözlerine bakabildim,
Sevgiyle bakan gözlerindeki yaşı görürsem neyleyim?
Ne sana ne bakabildim ne arkamı dönüp gidebildim
Ben beni nasıl bıraktıysan aynen orda duruyorum.

Ne kalbimi hüzne boğan leman samı dinliyorum,
Ne de beni güldüren canlı müzikleri,
Ben yalnız kalbimi dinliyorum,
Seni bana sen olduğun için gösteren kalbimi dinliyorum.

Yürüyorum ve akıttığım her damla yaşın arkasından bakamıyorum
Tıpkı giderken gözlerine bakamadığım gibi
Ben benliğimi bırakmışken arkandan
Seni içimden terk edip gidemiyorum…

2
February
2008

Hıçkırık….

 

 

 

Islak bir kaldırım kenarına yine ıslak ayaklarla dolaşıyorum,
Ne tesadüftür ki hava da ıslak gözlerimden akan yaşda ıslak,
Sanki matemime ortak oluyor bugün yıldızlar hepside sönük,
Anlatamam derdimi ey yıldızlar matemim yalnız beni yakar…

Avareyim belkide beyhudeyim ama biliyorum ki en kötü halimdeyim,
Hiç istemezdim bu kalbi bir hayırsıza vereyim,
Ey gönül hadi söyle bana ben şimdi neyleyim?
Hangi kapıyı çalıp derdimi söyleyeyim?

Anlamaz ki kimse derdimi!!
Elimde bir değil iki kor ateş yalnız beni kavuruyor,
Yapamıyorum bırakıpta gidemiyorum ateşleri başkasına,
Ben yanmaya alışmışım varsın beni yaksın bu aciz dünyada…

Ağlamak bazen dertleremi derman oluyor,
Ama öylesine değil suya kanar gibi hıçkıra hıçkıra ağlamak,
Neyi nerede ve nasıl olduğunun önemi olmadan,
Sırf içinden geldiği için ağlamak gerek…

Ben benliğimi kaybedeli çok oldu,

1
February
2008

Ağlamak…

 

 

 

Bambaşkayım bugün,hayatımda olmadığım kadar,
Hüzünlüyüm hayatımda günaha hiç bulaşmamıştım bu kadar
Ne senden öncesini yaşayaibldim nede seni unutabildim,
Merak etme sana geri dönmeyeceğim…

Sana seni anlatmak isterdim ama imkansız ki bu…
İnsan kendini bilemeyeni nasıl anlatabilir ki?
İnsan güllerden en güzelini neye göre anlatabilir ki?
Artık çok geç kaybedenlerin matemini anlatamam ki…

Bırak kaderim buymuş deyip arkamı dönerim,
Seni sen olduğun için sevip terk ederim,
Gözlerin için değil mi be gülüm ben kendimi bile alıp giderim,
Yalnız kalbim kalır boşlukta onuda yad ellerde birine veririm…

Artık evvelimde yok ahirimde,
Ne dertlere alışabildim nede sensizliğe,
Elveda güzel günlerim artık sizlere elveda,
Artık canım yanmıyor anne artık varlığımda yetmiyor yokluğumda…

1
February
2008

Yalnızlık….

 

 

Islak ve mateme kayan gözlerde yaşıyordum,
Issız ve kimsesiz gecelerin sabahında uyanıyordum,
Sanma ki ben aklında yok oluyordum,
Nerede olursam olayım yalnız kalbinde yaşıyordum…

Günahların en büyüğüymüş seni terk etmek,
Bilmeden gönlünde bir yer etmek,
Dert yanmak değil benimkisi
Sadece kalbimi gerçek sahibine söylemek…

İşlediğim ügnahların cezasını çekiyorum,
Hangi kalbi sevindirdim ki seninkisini istiyorum,
Hüzne gark olmuş gönüllerde ben hep var oluyorum
Artık sadece rüyalarımda seni görmek istiyorum….