22
November
2008

Kıyamet, coming soon

SlimFitShirt BEYAZ1 Kıyamet, coming soon
Al Quiyamah, Coming soon…

18
November
2008

1929 Buhranı, Türkiye, IMF…

1929 Buhranı, Türkiye, IMF…

1929 Buhranı…

I.Dünya savaşından çıkan tüm ülkeler yaralarını sarmaya çalışıyor. İngiltere ve ABD dünya’ nın kreditörlüğünü net ihracat fazlası verdikleri için üstlenmiş durumdalar. Endüstrileşmenin ivme kazandığı bir süreçte herkes emek harcamadan kazanmanın derdine düşmüş. Neredeyse tüm işlemlerde spekülatörler var.Her yeni yapılan işlem talebin artacağına yönelik yapılıyor. Florida gayrimenkul piyasasında olanlar bu durumun en net göstergesi. Florida’ nın yapılaşmış olması ve de mevsimsel özelliklerinin yaşam için ideal olması nedeniyle, herkes varını yoğunu satarak Florida’ da bir gayrimenkul sahibi olmaya çalışıyor, üstelik bunu yatırım amacıyla yapanların sayısı da bir hayli fazla… 18 Eylül 1928 deki tropik kasırga Florida’ yı yerle bir ediyor, tüm yatlar sular altında kalıyor, evler darmadağın oluyor, çatılar da kiremit kalmıyor ve de yüzlerce insan ölüyor… Kasırga ile birlikte emlak balonu da patlıyor. Herkes elindeki gayrimenkulu aldığının yarı fiyatına satmak istiyor ama nafile…

Savaşların yeni bittiği bir dünya da Amerikan ekonomisinin %50 sinden daha fazla kısmını 200 tane holding yönlendirmekte idi. Emlak balonun patlaması ile birlikte iflas edenler oldu. Tek bir firma bile ekonomide oldukça büyük yere sahip olduğu için ilk sarsıntı gelmişti. Finansal piyasalarda banka ve benzeri kuruluşlarla ilgili düzenlemeler yok denecek kadar azdı. Sermaye esası, rezerv oranları bankaların inisiyatifine bağlıydı. Bankalar ise yüksek risk oranları ile işlemlerini gerçekleştiriyordu. Derken bankalar bu yükü daha fazla kaldıramayarak batmaya başladı, herkes mevduatlarına koştu ama bankaların içi çoktan boşalmıştı.

Krizin derinliğini arttıran bir diğer faktör ise, yönetimin başarısızlığıydı. Liberal anlayışa sahip Başkan Hoover, piyasayı kendi haline bıraktı. Müdahale kararı aldığında ise hane halkının bir çoğu işsizdi, tüketim neredeyse kesilmişti, üretim tesisleri üst üste kapılarına zincir vurdular. Beklenen müdahale yapılmaya başlandı ama devlet bütçesini denkleştirebilmek için kamu harcamaları kısıldı vergiler arttırılarak tüketimin kafasını taşla ezdiler, faiz oranlarının arttırılarak piyasadaki likiditenin emilmesi ise krize tuz biber oldu. (Fed 2007 den itibaren 9 kez faiz oranlarında indirime gitti)

1929 daki en büyük hataları özetleyecek olursak, krizin ilk başta yeterince önemsenmemsi, spekülatif hareketlerin önlenememesi, büyümenin sağlam temellere dayandırılamaması ve de hatalı müdahalelerdir diyebiliriz…

Günümüz siyasetçilerine baktıkça içim sızlıyor, sadece Türkiye için söylemiyorum bunu. ABD’ de ekonomi ile ilgili kurtarma paketleri çıkarken kongredeki senatörler bizden çok farklı değillerdi. Nitekim Cumhuriyetçiler seçim yenilgisi ile bunun bedelini ağır ödediler.

“Elhamdullillah bize bir şey olmaz”, “Kriz bize teğet” geçer gibi söylemleri yanlış bulmuyorum, sonuna kadar katılıyorum çünkü kriz dönemlerinde psikolojik işlemler had safhada. Kriz gelmeden krizin adı geldiği için yaralar daha derin oluyor. Bakıyorsunuz ülkede her şey yolunda ama herkes tutturmuş bir kriz lafı. Tüketici tüketimini erteliyor, yatırımcı yatırımını erteliyor, sebep ne peki? Kriz gelmiş, ben baktım sağıma soluma, hep aynı insanlar, krizi göremedim. Kriz gelmeden namı gelince böyle oluyor, İSO ilk 500’ ün 9 aylık mali tablolarına baktığımda çoğu firma, karını katlamış. Söylemlere buraya kadar katılıyorum, psikolojik etkileri için söylenen sözler bunlar ama fiiliyatta bazı hususların geciktirilmesine ise şiddetle karşıyım. Lokomotif vagonları çekerken, vagonlar lokomotifi geçebilir mi? En azından küreselleşen bir dünyada asla geçemezsiniz. Hele ki tüm dünyada bir likidite krizi yaşanırken, libor 4,5 seviyesine zıplamışken krizin bizi teğet geçmesinin olasılığı yoktur. Hatta bu cari açık ile birlikte bırakın teğet geçmeyi en çok etkilenen ülkelerden biri olacağız, oluyoruz. Örneğin özelleştirme gelirlerinin 2009 yılında hedeflenenden az olması beklenmektedir. Her varlık yeniden fiyatlanırken, siz elinizdeki varlıklarınızı maksimum seviyeden satamazsınız. Halkbank ın piyasa fiyatları ile ifade etmek gerekirse, hisse fiyatı 10YTL üzeri iken, şuanda 4 YTL altında. Aslında bu noktada bir de 2009 bütçesine değinmek gerekir ama onu ayrı yazıya bırakıyorum. Şunu da ifade etmeliyim, 2001 Bankacılık Krizi Türkiye açısından bir şanstır. Aslında Sayın Başbakanımız bununla ilgili olarak “Hayır bildiklerinizde Şer, Şer bildiklerinizde Hayır” var diyebilirdi. Biz 2001 krizinin yaşamamış olsak, bankacılık sistemimizin temel zaafları olsa şuanda bu yazıyı okuyan çoğu kişi yatırımlarını ertelemeyi değil, iş bulmayı düşünüyor olurdu.

Yabancı yatırımcıyı ben Ali Dayı ya benzetiyorum. 1990larda 1970lerden kalma araçlar sürekli yollarda kalırdı, araçları çalıştırmak için vurdurma denilen sistem uygulanırdı. Şoför “Ali dayı, bi el atıversen” derdi. Şimdi bizim de ihtiyacımız olan John, Michael dayılar, onlar el atmazsa biz bir yandan araba sürüp bir yandan da vurduramayız. “Emerging Market” dediğimiz, gelişmekte olan ülke piyasaları küresel yatırımcıya her zaman büyük karlar önermektedir. Çünkü riski yüksektir. İzlanda örneğinde olduğu gibi, getiriyi bırakın anaparanın bile büyük bir kısmının batma olasılığı olduğu da aşikardır. Yatırımcının bizlere güvenebilmesi için bizim sürekli denetimlerden olumlu raporlar almamız gerekmektedir. Peki bu raporu kim verir derseniz IMF… IMF olmadan asla yapamayız. John dayı el atmaz ki…

1929 da olan sürecin bir benzerini 2007 de başlayıp 2008 de yaşadık. Tahminlere göre bir müddet daha bu süreci yaşayacağız. Krizin sonlanması derinliğe bağlı, Sarkozy bile yeni bir “Bretton Woods” lazım dediğine göre kolay geçmeyecek sanıyoruz.

Fatih HAYTA
19.11.2008

(Yazıyı buraya kadar okuyan arkadaşlar boşta olsa mail atarsa sevinirim, ne kadar okunduğunu bilmek istiyorum,fatihhayta@gmail.com)

18
November
2008

Fazla su israfını nasıl önlersiniz?

fazlasu Fazla su israfını nasıl önlersiniz?
1 – Sebzeleri elde değil, su dolu bir kapta yıkayın: 18 ton su tasarrufu
2 – Bulaşığı elde değil makinede yıkayın : 40 ton su tasarrufu
3 – Diş fırçalarken ve traş olurken suyu açık bırakmayın : 48 ton su tasarrufu (yuh!)
4 – Beş dakikalık duşta 60 litre su harcanır, duşunuzu 1 dk erken bitirirseniz : 18 ton su tasarrufu
5 – Tuvalette gereksiz yere sifon çekmezseniz : 16 ton su tasarrufu

http://www.koc.com.tr/UlkemIcin/fr/proje_2007.pdf

16
November
2008

Beylerbeyi’ nden boğaz panoraması

bogaz2 Beylerbeyi nden boğaz panoraması
Beylerbeyi’ nin Çengelköy’ e doğru olan tarafında bir cami var, onun orada küçük bir iskele de var. Buradan iPhone’ un 1.3 mp lik son derece kalitesiz kamerasıyla 8-10 kare fotoğraf çektim. Bunları daha sonra Photoshop’ un File, Automate, Automerge özelliği ile birleştirdim, birkaç auto ayar çektim, saturasyonu düşürdüm: Boğaz panorama.

16
November
2008

Ya Maliyeci Kapıyı Çalarsa…

Ya Maliyeci Kapıyı Çalarsa…

Sınav, iş kaygıları ikinci plana atılınca başladım rahat rahat yazmaya….

Hafta sonu uyanmışsınız, güzel bir kahvaltı, ardından ailece kahvenizi yudumlayıp öğleden sonraya nereye gidelim diye konuşurken, kimseye beklememenize rağmen zil çalmaya başladı.

İçerden eşiniz, “ Beyy, maliyeceler geldi, sen bak diye telaşla bağırmaya başladı.”

Eğer kiranızı bankaya yatırıyor, kira gelirinizi banka aracılığı ile tahsil ediyorsanız merak etmenize gerek yok, bu uygulama 268 Seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği Kapsamında yapılmaktadır. Peki tebliğin bizden beklentileri neler?

213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendiyle Maliye Bakanlığına, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir.

Konutlarda aylık her bir konut için 500YTL ve üzeri gelir elde edenler,
İşyerlerinde ise, işyerini kiraya verenler ile kiracıların herhangi bir
tutarla sınırlı kalmaksızın kiraladıkları yerler için yapacakları kira tahsilatı
ve ödemelerini 01.11.2008 tarihinden itibaren banka veya posta
idarelerine ödeyerek buradan alacakları belgelerle tevsik etmeleri
gerekmektedir.

Burada ki bir hususa dikkatinizi çekerim,iş yerinin kira bedeli ne olursa olsun, ister 100ytl ister 100000Ytl, bu tutarı mutlaka banka aracılığı ile tahsil edebilirsiniz yada ödeyebilirsiniz. Konutlarda ise sadece 500YTL üzerindeki kiralar, banka ve benzeri kurumlar üzerinden tahsil yada ödeme yapıldığı tevsik edilmek zorunda.

Bir diğer önemli husus ise, konut başına 500 YTL. Örneğin, iki tane kiracısı olan Osman Amca’ nın, bir evi 600 YTL ise, bir evi köylüsü diye 450 YTL bedelle kiraya vermiş ise, Osman Amca dan, sadece 600YTL evi ile ilgili tevsik sorulur. 450 YTL bedelle kiraya verdiği daire uygulamaya dahil olmadığı için müeyyidesi yoktur.

Önemli bir diğer husus ise, özellikle Mersin, Adana benzeri illerimizde uygulanan peşin kira bedelleri ile ilgilidir. Konut kirasının peşin alınması yada ödenmesi durumunda zaman önemlidir. Eğer 1.11.2008 tarihinden önce peşin alınan ya da ödenen yıllık kiranız varsa, sizden herhangi bir tevsik istenmez, lakin 1.11.2008 ve ileri ki tarihlerde aylık 500 ytl ve üzeri tutara tekabul edecek şekilde peşin kira aldıysanız yada ödediyseniz, bu tevsiki istenir.

Osman Amca Büyükşehir de yaşıyor ama köyde tarlalar, çiftlikler var.. Kiminden 300, kiminden 1000 lira kira geliri var. Osman amcaya 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 156.Maddesindeki iş yeri tanımını hatırlatırım. “Ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette işyeri;
mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube,
depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe ve
çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş
ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zırai
veya mesleki bir faaliyetin icrasına tesis edilen veya bu
faaliyetlerde kullanılan yerdir.” OSman amca, senin o tarlalar, çiftlikler, bağlar bahçelerde işyeri kapsamında, aman elden tahsil etme, yatırsınlar bankaya…

Peki Osman amcamız hafiften şekerinde etkisi ile asabilik yapıyor, dinlemiyor bizi, bizden söylemesi, cezalar ağır…..

Rakamlar Her Bir İşlem İçin;

kiracılardan birinci sınıf tüccar için her bir işleme
uygulanmak üzere 1.490 YTL, serbest meslek erbabı için her bir işleme
uygulanmak üzere 1.490 YTL, basit usule tabi mükellef için ise her bir
işleme uygulanmak üzere 680 YTL özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

Peki ben bunlardan hiçbirisiyim mi diyorsun Osman Amca,

O zaman tevsik edemediğin ay başına aylık kira bedelinin %5’ i ama mutlak suretle 320 ytl den az olamaz…

Osman Amca bu örneğe iyi bak sen, aylık 600 ytl aldığın kira vardıya, onu tevsik edemezsen, %5i olan 30YTL yi kira başında ödemeyeceksin, asgari tutar 320 ytl… Senin kiranın yarısı cezaya gidiyor…

Benden uyarması Osman Amca, karar senin…

Ayrıca bu uygulamadaki amaç, kira gelirlerinin beyanı, işyeri ile ilgili stopaj kesintilerinin düzenli takip edilebilmesinin sağlanması..Yarınki yazımızda Gayrimenkul Sermaye İradına değineceğiz…

(Tevsik, belgelemek)

Fatih HAYTA

Kriz, finansal yönetim, vergi, mali piyasalar ile ilgili her türlü sorunuzu çekinmeden sorduğunuzda itina ile hazırlanmış cevapları köşemde bulabilirsiniz..

15
November
2008

Mutlu bir aile hayatım var

sefif Mutlu bir aile hayatım var

kendimden ve şükürsüzlüğümden utandım
ne super bi insandir ya bu amcam,
copluklerin icinde mutluyum cok sukur diyor
sonlara dogru namaz kilarken bi fotografi var
mutlu bir aile hayatım var diyor
helal kazanacan, helal yaşayacan diyor
10 uzerinden 10.
Allah yardimcisi olsun bu amcamin ve onun 10 da biri olamayan,
nimet icerisinde bogulurken vefasızlık, şükürsüzlük yapan biz insancıkların..

15
November
2008

KRİZ Serisi -I-

Bu kadar zamandır “ekonomik kriz” ile ilgili neden yazı yazmadığımı henüz anlamış değilim, belki de krizin en orta yerinde kendimi bulmuş olmamdandır….

Her şey nasıl başladı isterseniz buna değinerek başlayalım…

Amerika’ nın son 25 yılı incelendiğinde sürekli yeni balonlar yaratılmış olduğunu görürüz, bundan önceki balonumuz hatırlayacağınız üzere 1990 yıllarında başlayan ve NASDAQ endeksini 6 kattan fazla artmasına sebep olan teknoloji hisseleriydi. Ardından 2000’ li yıllara gelinirken emlak sektöründe balon şişmeye başladı.

Adı ister kriz olsun, ister resesyon, ister stagflasyon, yaşadıklarımız bizi bu aşamaya getirirken aynı dönemlerde birkaç temel sorun vardı.. (konuyu izah ederken biraz dağıtıp sonradan toparlamayı düşünüyorum.)

Bir banka düşünün, yüzde 5 ile kredi versin, ardından vermiş olduğu krediyi %4 ile başka bir garantör bankaya devretsin. Ardından %3 faizle bu krediye ilişkin tahviller çıkarıp dünya piyasasının önüne koysun. Bu sırada sigorta şirketleri de kredileri sigortalıyor, yapılan poliçelerde elden ele geziyor. Üstelik sigortayı alan da veren de sigortalı.Yani toplamda “1” milyon dolarlık bir ev en az “7-8” milyon dolarlık bir finansal piyasa üzerinden işlem görmeye başladı. Bir yandan bunlar yaşanırken bir yandan da VIX endeksleri sürekli izleniyor ona göre yüksek kaldıraçlı alımlar yada açığa satışlar yapılıyordu. .(VIX endeksi piyasalardaki riski, panik ortamını gösteren, profesyonellerin kullandığı bir veridir)
Dünya ekonomisinin GSYİH 50 trilyon dolar civarındadır. Mali piyasalar ise 500 trilyon doların üzerindeki bir ekonomiye hitap ediyor. Yani olmayan varlıklar, defalarca arz ediliyor piyasaya. Bunda denetimsiz, Hedge Fundların etkisi oldukca yüksektir. Ve tüm piyasalarda açığa satış yetkileri mevcuttur.

Amerika daki bankalar büyüme dönemlerine girdikleri rehavet ile ve de ellerindeki bu yüksek kaldıraç oranı ile zaman zaman Türkiye de de uygulanan TC kimlik numarasına 20 dakikada kredi gibi uygulamalara girdiler. Amerikan halkı da Türk halkından, tüketim konusunda daha iyidir. Para muslukları komple açılınca herkes de ev talebi başladı, mortgage dediğimiz, uzun vadeli düşük faizli sistem ile finansal piyasaların gücü emlak sektörüne yansıtılmaya başlandı. Faizin düşük olması ile birlikte ev fiyatları Amerika’ da kriz olana dek yaklaşık 5 katlık bir artış trendine girmişti.

Bu arada finansal piyasada yolunda gitmeyen bir takım olgular kendini göstermişti. Bazı büyük sigorta şirketleri, kredi garantör bankaları ve de ilgili bazı hisselerin sigorta primleri yükseliyor, VIX endeksleri yükseliyordu. Bir takım hedge fonlar piyasaların böyle devam etmeyeceğine yönelik pozisyon almaya başlamışlardı bile…

Mecnur Odyakmaz’ ı hem sporcular hemde borsacılar iyi bilir. Mecnur der ki, küçük yatırımcı kedi gibidir, iki tavan çektir hemen gelir….
Aynen bu mantıkla Bearn Sterns vakası yaşandı. Büyük bir kredi garantör bankasının hisse fiyatı 100 dolarlardan 1-2 dolara kadar düştü. Yani piyasanın köpüğü çok sert bir şekilde inmeye başladı.

Bu acı örneği gören herkes, bir dakika deyip düşünmeye başladı, herkes eteğindeki taşları ayıklama derdine girdi, hatta taşı olmayan bile taşları atayım derdine girdi. Yukarıda değindim VIX endeksinin yükseldiğini gören, yüksek açığa satış yetkilerine sahip bazı fonlar, sahip olmadıklarını sattılar, satıyorlar da hala da bu sürecin içerisindeyiz.

Bu süreç biter mi derseniz, tabi ki de biter, ama asıl önemli olan, ne zaman, neler yaşandıktan sonra sonlacağıdır…

(Bugünlük olaylara kuşbakışı baktık, ilerleyen zamanlarda yaşananları detaylandıracağız..)

14
November
2008

Kimse yok mu? SMS gönderin: 5777

sms Kimse yok mu? SMS gönderin: 5777

Kimse Yok Mu Derneğinin faaliyetlerine SMS yoluyla da katılabilirsiniz.

Atacağınız her SMS ile bir fakirin yarasına merhem olabilir, bir fakiri sevindirebilirsiniz.

İnternet sitemizdeki, Hesap Numaraları ve Online Bağış aracılığı ile nakit yardımlar yapabileceğiniz gibi Avea ve Vodafone tüm hatlarınızdan 5777‘ye bir SMS atarak 5 YTL bağışta bulunabilirsiniz.

SMS ile neler yapabiliriz?

Dostlarınızı 5777‘ye SMS atmaya teşvik ederek sizde bu iyilik zincirine katılabilirsiniz.

1 SMS ile yoksul bir ailenin sofrasına 1 kilo peynir ile misafir olabilirsiniz.

4 SMS ile fakir bir öğrencinin ayağına ayakkabı giydirebilirsiniz.

10
SMS
ile bütün mutfak alışverişlerini yaparak bir anneyi güldürebilirsiniz.

50
SMS
ile bir evin kirası verilebilir.

- Yardım göndermesi çok kolay, parmaklarınızın ucunda, 5 saniye ötede. Hem artık azı uzu bahanesi de yok, 5 ytl bile olsa yardım göndermek mümkün. Obama’ nın yardım kampanyasını da çoğu 100 USD’ ın altında bağış yapan bağışçılar kotarmıştı hatırlarsanız. Az demeyelim, yardımda bulunalım.

www.kimseyokmu.org.tr