<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAMDergi &#187; &#8230;</title>
	<atom:link href="http://www.samdergi.com/category/11/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.samdergi.com</link>
	<description>Samanyolu Mezunları elektronik dergisi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Feb 2010 21:58:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Öğüt&#8230;</title>
		<link>http://www.samdergi.com/ogut/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/ogut/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 19:36:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kansuorhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[*Allah bizlere değiştiremeyeceğimiz şeylere kabullenme gücü,değiştirebileceğimiz şeylere değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu versin&#8230;. *Dost hatırlanmaz,hatırlatır.İyiyi ,güzeli , doğruyu ,yanlışı söyler ve gider… *Kul kulu kusursuzluğundan ötürü değil,kusurlarıyla beraber tanıyıp,kabul edip sevdiği zaman bir ömür geçer…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--[if gte mso 9]&amp;gt;  Normal 0 21       MicrosoftInternetExplorer4  &amp;lt;![endif]--> <!--[if gte mso 10]&amp;gt;--></p>
<p class="MsoNormal"><span style="11pt;">*Allah bizlere değiştiremeyeceğimiz şeylere kabullenme gücü,değiştirebileceğimiz şeylere değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu versin&#8230;.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="11pt;">*Dost hatırlanmaz,hatırlatır.İyiyi ,güzeli , doğruyu ,yanlışı söyler ve gider…</span></p>
<p class="MsoNormal"><!--[if gte mso 9]&amp;gt;  Normal 0 21       MicrosoftInternetExplorer4  &amp;lt;![endif]--> <!--[if gte mso 10]&amp;gt;--></p>
<p class="MsoNormal"><span style="11pt;">*Kul kulu kusursuzluğundan ötürü değil,kusurlarıyla beraber tanıyıp,kabul edip sevdiği zaman bir ömür geçer…</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/ogut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ustune mi gitmeli yoksa akışına mı bırakmalı</title>
		<link>http://www.samdergi.com/ustune-mi-gitmeli-yoksa-akisina-mi-birakmali/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/ustune-mi-gitmeli-yoksa-akisina-mi-birakmali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 21:59:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[herşey yolunda gidiyordu, ya da öyle gözüküyordu, ufak anlasmazlıkları halletmişlerdi aralarında, ama bu ufak tartısmaların aslında biriktiğinin farkında değildi ve bir gun aşılamaz hale geleceğinin. her gunah kalpte bir leke bırakırmıs, latifeler zamanlar ölürmüş.anlasmazlıklarda zedelemişti onları, bir gün hepsi siyah olmuştu, cıkarılamayacak kadar simsiyah, en kötüsü hiç farkermemişlerdi bile. yaşananları geride bırakıp yaşamaya devam etmeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>herşey yolunda gidiyordu, ya da öyle gözüküyordu, ufak anlasmazlıkları halletmişlerdi aralarında, ama bu ufak tartısmaların aslında biriktiğinin farkında değildi ve bir gun aşılamaz hale geleceğinin. her gunah kalpte bir leke bırakırmıs, latifeler zamanlar ölürmüş.anlasmazlıklarda zedelemişti onları, bir gün hepsi siyah olmuştu, cıkarılamayacak kadar simsiyah, en kötüsü hiç farkermemişlerdi bile.<br />
yaşananları geride bırakıp yaşamaya devam etmeleri gerekiyordu, kalp acı ceksede, beyin silemese de geriye dönüş zordu, gurur vardı arada. yaralanmıstı bi kez kalp, affetmek zordu hem de çok zor. elde kalan hatıralardı. burda bunu yapmıştık, burda da beraberdik, bunu yemiştik, bunu dinlemiştik, beraber saatlerce sessizce oturup, düşüncelerimizle konuşmustuk. elde kalan sadece baktıkca, gordukce hatırlananlar. acıdan öte yürek sızlıyordu, derinlerde bi yerde bi bıçak yarası kalmıştı kapanmayan. her sarkının her satırında her kelimesinde gizli bi acı vardı, yaralayıp geciyordu bedeni. ne yapacaktı?<br />
çiviyi çivi söker modunda acının üstüne mi gitmeliydi yoksa hatıralardan hatırlamayana kadar kaçmalı mıydı? zaman herşeyin ilacıydı nasıl olsa. elbet yeri dolardı yada dolamadıkca hatırlanırdı ama hatırlandıkca azalacaktı, yoktu bi daha olmayacaktı, olsa bile bi daha eskisi gibi olmayacaktı. gözlerine bakınca eskisi olmayacaktı, paylasılmayan kocaman bi zaman dilimi surekli arada olacaktı.<br />
uzun zaman gerekiyordu unutulması için, her kelimenin hafızadan silinmesi için, ismi anılınca gözler dolmayana, telefon calınca kalp carpmayana, konusulunca bişi ifade etmeyene kadar uzun zaman geçmesi gerekiyordu, ağlamadan, beyinde simsek gibi sakmayarak, kaçmak gerekiyordu bütüüün hatıralardan ya da;<br />
acı çeke çeke üstüne gitmek gerekiyordu, inadına aynı şarkıları dinleyerek, ağlayarak sızlayarak, resimlerine bakarak, her birine tek tek bakıp bişi ifade etmeyene dek. en cok kullanılanlar klasorunden sıradanlaşmıslara gecene kadar. elbet bi gun artık baymaya baslar nasıl olsa, daha çok hatırlayıp daha çok sıkana kadar uğraşmak mı gerekti karar veremiyordu</p>
<p>karar verebildiği tek birşey vardı, elbet bir gün açacaktı…</p>
<p><em>hebasbug</em></p>
<p><em>ebrasi</em></p>
<p><a title="Kalıcı bağlantı:ustune mi gitmeli yoksa akışına mı bırakmalı" href="http://hebasbug.wordpress.com/2007/08/08/ustune-mi-gitmeli-yoksa-akisina-mi-birakmali/"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/ustune-mi-gitmeli-yoksa-akisina-mi-birakmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>msn ve listelerimiz</title>
		<link>http://www.samdergi.com/msn-ve-listelerimiz/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/msn-ve-listelerimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2007 01:14:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=84</guid>
		<description><![CDATA[teknoloji teknoloji teknoloji bi yandan irtibatı arttırırken aralara makinalar giren teknoloji yuzyuze konusmanın yerini bilgisayarların, cep telefonlarının aldıgı dunya rahatsızmıyız durumdan, aslında hayır, hayatta bi milyon kolaylık saglıyo, ama kaybettiklerimizin farkında mıyız? sevginin ayaklar altına alınması gibi, teknolojide yerlerde artık, 7-8 yasında daha okumayı yeni ogrenmiş cocukların bile msn i var artık, bizden daha ii [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>teknoloji teknoloji teknoloji<br />
bi yandan irtibatı arttırırken aralara makinalar giren teknoloji<br />
yuzyuze konusmanın yerini bilgisayarların, cep telefonlarının aldıgı dunya<br />
rahatsızmıyız durumdan, aslında hayır, hayatta bi milyon kolaylık saglıyo, ama kaybettiklerimizin farkında mıyız?<br />
sevginin ayaklar altına alınması gibi, teknolojide yerlerde artık, 7-8 yasında daha okumayı yeni ogrenmiş cocukların bile msn i var artık, bizden daha ii biliyorlar bilgisayarda oyun oynaması, telefonla resim cekip gondermesini, zaten hepimiz birer fotografcı olduk, birer kısa filmci, birer youtube uyesi<br />
ne dolmusum ya  , sıkıldım sanırım her insanın bana kolayca ulasabilmesinden, odaya gelince msnde birikmiş mesajlara cvp yazmaktan, sabah telefonla uyanmaktan. bu kadar hayatımıza işlemişki kapatamıyoruz. gecen telefonun sarjı bitti kapandı, pin kodunu unuttum. yuh artık diyorum hayatıma. ben boyle mutluymuyum. hayır, telefonumu bi yere unutunca super bi gun geciriyorum, tek eksigim muzik oluyor.<br />
tmm konu bu degil, msn lerimiz. bi milyon insan var msn listelerimizde. insanlarla tanısırken yada samimi olmaya basladıkca, telefon numaralarından once istenen sey oldu msn listeleri, cep numarası olmayıpta mail adresi yada msn adresini bildigim insanlar turedi artık. neden cunku elimin altında 7/24. hatta ne zaman uyudugunu, ne zaman calıstıgını, ne zaman yemek yedigini her biseyini ordan takip eder olduk. sanal dostluklar kurduk. yuzyuze gelince iki kelime edemeyecegimiz fakat sanal ortamda sabahladıgımız insanlar turedi. dostum dedik, sırdasım dedik, annemizden, babamızdan gizledigimiz seyleri onlar bildi. kucukler sınıf hocalarını ekledi msne. boylece ogretmenlerine yakalanır oldular.<br />
icq ile basladı bu sevda, sonra icq nun guvensizliginden yavas yavas msn e kaydı durum, smilelar guzel geldi, sonra msn versiyon degiştirdi, skin ustune skin giydi, patchleri cıktı, offline ken msjlar gitti, bloklandıgını ogrenmeler geldi, sonra bi baktık bi milyon insan birikmiş oldu. msn girince cıkamaz olduk, bu seferde invisible takılmaya basladık. odadan odaya msnde konusmaya basladık, ailelerimizle msnden haberlesir olduk, hatta yavas yazan anne babalarımızı beklemekten sıkıldık. kamera actık bizi gorsunler die. bilgisayar basından kalkmaz olduk, en sevdiklerimiz sanal alemden oldu, ancak ordan gorusur olduk. daha ucuz geldi ama ne kaybettigimizi dusunmedik. yuzyuze gelincede bu kdr konusabiliyor muyuz? bole samimi olabiliyor muyuz, soylediklerimizin arkasında mıyız?<br />
nese asıl konu bu degildi, kalabalıktandı, bugun baktımda ailem dısında 100 civarında kişi var msn imde, acaba ne kdrı ile konusuyoruz surekli, aynı anda kac kişi ile bas ediyoruz, kac kişiye gidiyoruz deyipte gitmedik, yada mesgule alıp bilerek cvp vermedik. yalanlara alıstık, blokladık, sildik. insanlar karsısındakini dusunmeden konusur, yazısır oldu. sne mesgul olsan ne farkedero degilki.<br />
belki birbirimizi yanlıs anlayıp kavgalar ettik msn den. sonrası acı sonlar fln filan. sıkılmısım bu dunyadanda sanırım. herseyden sıkılma potansiyeli olan ben artık “keske yanımda olsan” cumleleri kurmak istemiyorum. yanımda istiyorum sevdiklerimi, cıkıp gidebilmek istiyorum. yegenlerimi kameradan gormek istemiyorum. ucan adam olmak istiyorum. her istedigim yerde olabilmek, okuldan gelip koltuguma gomulmek istemiyorum<br />
gercek yasamda adımlar atmak istiyorum….</p>
<p><em><br />
hebasbug</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/msn-ve-listelerimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>satranç ve hayat</title>
		<link>http://www.samdergi.com/satranc-ve-hayat/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/satranc-ve-hayat/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jan 2007 03:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[en sevdigim oyundur satranc, her daim oynaması keyif vermiştir, bu cumleler de en bi benimle alakasız bi giriş oldu ama beynimden yazmak istedigim kelimeler ucunca kalanlarla bu cıktı, belki duygu yogunlugum artar esas yazmak istedigimi yazarım, tmm sustum cok feci bi girizgah oldu hayatı bir satranc oyunu gibi gordum bu gece.nerden esinlendim, Emret Komutanım Sah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>en sevdigim oyundur satranc, her daim oynaması keyif vermiştir, bu cumleler de en bi benimle alakasız bi giriş oldu ama beynimden yazmak istedigim kelimeler ucunca kalanlarla bu cıktı, belki duygu yogunlugum artar esas yazmak istedigimi yazarım, tmm sustum cok feci bi girizgah oldu</p>
<p>hayatı bir satranc oyunu gibi gordum bu gece.nerden esinlendim, Emret Komutanım Sah Mat filminden.aslında filmle ucundan yakından alakası yok, sah-mat a takıldım ben. surekli korumaya calıstıgımız canımız sah, ve onun ölümle burub buruna geldigi her an şah cekilen an. mat oldugumuz ise azraile canımızı verdigimiz an. cok basit dimi, oyunda verdigimiz şah aslında biziz. her seyle korumaya calısıtıgımız, mat olmamak icin piyonlar sureriz, bahaneler uretiriz karsı tarafa, neler neler sunarız, rest cekeriz hayata aslında sah cekerken azraile. her tasın sah için ayrı bi onemi vardır, her bir tas hem savunma hem saldırı yapar, ole futbol maclarındaki gibi defans defanstadır fln degil. yukleniriz hayata, hem koparmaya birşeyleri hemde yitirmemeye calısırız. piyon verirken atı almaya kasarız, taviz verirken baska dinamikleri korumaya calısmak gibi.<br />
<strong>piyon</strong>: piyon basit bir tas gibi gorunur, ama onun içinde vezir olma arzusu bile vardır, kimileri için ise 3. bir attır, ki satranc ustalarının vazgecilmez tasıdır at. piyon ufak seylerdir hayattaki, kaybedilse de birsey gitmez gibi bakılır, ortamı kalabalıklastırır. halbuki usta bir oyuncu bi iki piyonu hareket ettirerek oyun bitirir. duz ilerler, capraz yer. adımları kucuktur, ama omzuna yuklenen yukler buyuktur, file yem olmustur, yada koskoca atı sıkıstırır, sah bile cekebilir yeri gelince. en korktugu fildir, cunku filin istila alanındadır, kaleyi korkuturken filden kacar piyon. coba matının silahıdır, bir araya geldiklerinde, pespese dizildiklerinde sınır tanımazlar. yeri gelir veziri yerler. hayattaki ufak adımlarımız piyonlar, verirken cekinmeyiz, ufak bir seyi kaybediyor gibi oluruz, aslında içinde vezir tasıyan bir yuregi vermisizdir. ufak adımlarla hedefe ulasmaya calısırız hayatta, merdivenlerin basamaklarını birer birer cıkarız, kosmak yerine merdivenlerde, ayagımızın takılıp dusme ihtimaline karsı. tek tek adım atmak guven verir insana. bi onceki adımından eminsindir, arkan kuvvetlidir, ayagını duzgun basmıssındır. piyon bu tek tek basamaklardır işte. vezirle sah cekersin ama piyonla korursun onu<br />
<strong>kale</strong>: satranc oyuna en gec katılan tastır kale. dıstaki ortudur. belkide dısta oldugu için oyuna dahil olması gec olur. ama aslında saldırı once dısa geliyor. once dıstaki kabugumuzu zayıflatıyorlar, içeri sonra sızıyorlar. vezirle bir olunca kale, sah kacacak yer arar. en dıstakidir, oyuna en son girendir kale. kaleyi vermisseniz basta oyunun sonunda sahı sıkıstırmaya neyiniz kalıcaktır hesabını iyi yapmak gerekir. bizede saldırı dıstan geliyor, içten yıkmak zor, fil kaleyi urkuturken kale bişi yapamaz. once kalemizi istiyorlar, oyunun sonunda saldıracak bişeyimiz kalmasın istiyorlar. surlar yıkılınca içerisi dagılacak, yumurta kabugu catlayınca yumurta dagılır, ama zamanında catlarsa civciv cıkar ortaya. vezirle anarım ben hep kaleyi. belki de babamdan oyle geldi. sah cekilince daha yerinden oynamadan gidebilme tehlikesi yasar kale. içinden taviz vermemek için dıstaki ortu soyulur. aman dikkat oyunun sonunda elimizde ne kalacak?<br />
<strong>fil</strong>: kullanmayı en cok sevdigim ama oyunda en kolay feda edilebilendir benim için. sadece tek cizgide hareket eder. kardesi olmazsa pek bi anlamı kalmaz. o sagdan sıkıstırır, sah soldan kacar, vezire kolay yem olur. zigzaglar cizer, dengesizdir, kardesi olmadan yarımdır. gorup gozetilecektir her daim. vezirle ava cıkar ama avlanır vezir ugruna. piyondan korkan tek tastır. bole ilginc yanıdır insanın fil. ismi dehsetli kendisi cılızdır, piyondan bile urker. acizligini bilmez bazen fil yem olur. acizligini unuttugunda kukrer. haddini bildiginde durulur, kardesi olunca işe yarar. acizdir fil, acizligi hatırlatır, vezire kafa tutar piyondan urker.<br />
<strong>vezir</strong>:en gorkemli tastır, sahın yanında yer alır, her koruma ona duser, her seyi o planlar, her yere destek kuvvetle gider, kalesini alır saha cıkar, atını alır kukrer, filini alır eser ordan oraya. tek yenildigi vardır, at. maddidir, içten koruyamaz sahını, onune tas konunca tıkanır, yarı yolda kalır, sebeplere takılır, engeli coktur onun, yeri gelir piyon, yeri gelir fil, yeri gelir kale feda edilir onun bası ugruna. para gibidir, savrulur ordan oraya, onu kazanmak için tavizler verilir. engellere takılınca sarsılır insan.haddini bilmelidir vezir. edebini takınıp acizliginide kabullenmelidir, saha kalkınca esmelidir deli yeller gibi. amma velakin fil gibidir, aciz olur bazen. tek basına iş bitirsede bazen yedek kuvvet ister. ordusunu ister arkada. ordusundan feda eder vezirin bası için once, sonra sahın bası için. dengelemek gerek veziri. fazla havalara bindirmemek, enaniyete kaptırmamak, ruzgarının siddetiyle savrulmamalı o, atın yelelerine takılabilecegini dusunmelidir her daim.<br />
<strong>at</strong>: sona sakladım o kdr <img src='http://www.samdergi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="satranç ve hayat" /> . iç dinamizm benim için at. en tıkanılan yerde onune cıkan hiç birsey onu sarsamaz.L ler cizer etrafta. koselerden yaralanır at. ortasında ask vardır, sahını koruma askı. kimse onu durdurmamaz. vezirin atı olmasının sebebi odur, tıkandıgı yerde kossun die, vezirin gecemediklerini gecsin die. sahına sadıktır at. hem iyi korur hem iyi saldırır. at ın karsılıgı yoktur. vezir verilse belki verilir at. farketmeden gelir saldırır, gozu gormez insanın. sınırsızdır gucu, gucunu baska yerden alır, içten hisseder, vezir ne kadar maddi ise o da o kdr manevidir. içine girilmez atın. L nin uclarınsan ısırılırsa darbe verilir. içerisi kazandır ask atesi dolu. içerdeki ask saglamsa sah guvendedir.içteki guzellikler ne kdr fazlaysa, sorunlar kdr kolay asılır. anlayana…<br />
<strong>sah</strong>: ruhumdur, azraile er gec verilecek olandır, korumakla yukumlu oldugum bedenimdir, ahirette benden sikayet edebilecek olandır. hersey onun için calısır, saldırılır, savunulur, her giden parcada sahın biraz daha içi acır, bir yavrusu daha gider her darbede, bir uzvunu daha yitirir.<br />
sah mat edilirse guzel bir dunya bizi bekler, sahın bası verilirse bu dunyaya teslim olmusuz demektir…</p>
<p><em>hebasbug</em><br />
<em>ebrasi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/satranc-ve-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>eternal sunshine</title>
		<link>http://www.samdergi.com/eternal-sunshine/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/eternal-sunshine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jan 2007 23:48:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[elim gitmiyo bi turlu winamptan o sarkıyı kaldırmaya, bile bile acı cekiyorum dinlerken ama seni hatırlatırken cektigim acıyı umursamıyorum belkide, belkide sen hep acı cektirdigin için artık alıstım acılara. bi elim gitse, hatıraları birer birer silmeye baslasam belki seni de silebilirim bir gun. ya aynısı tekrar karsıma cıktıgında seni geri yasatmak ister miyim? eternal sunshine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>elim gitmiyo bi turlu winamptan o sarkıyı kaldırmaya, bile bile acı cekiyorum dinlerken ama seni hatırlatırken cektigim acıyı umursamıyorum belkide, belkide sen hep acı cektirdigin için artık alıstım acılara. bi elim gitse, hatıraları birer birer silmeye baslasam belki seni de silebilirim bir gun. ya aynısı tekrar karsıma cıktıgında seni geri yasatmak ister miyim? eternal sunshine of the spotless mind daki gibi mi olurum? kendi istegimle sildirip sonra irademe karsı koyamaz mıyım acaba sildirmeye calısırken, yada sildirmişken geri hatırlar mıyım? ne kadar yasamın içinden bi filmmiş simdi anlıyorum, sevgilerin ustunu kapatmak için onu notrleyecek kdr nefret gerek belki de, ama yeticegini dusunmuyorumi bi yerde “guzeldi” der insan sanırım. yada korn un dedigi gibi hatıraları silerken de senin için aglar mıyım? cok acı bi sarkı o da. senin soyledigin hersey yalanmıs aslında, aslında benim yasadıgım bu degil mi? benim ruhumun kaldırabildigi bu sanırım, yanan gozlerin gecti artık, sana ihtiyacım oldugunu da biliyorum ama hiç ulasamadıgım daha da benden uzaklasırken buna hiç engel olamıyorum. simdi fark ediyorum demiş korn ama ben farkettigim halde yanmaya devam ettim. bi çok seyi aşmayı becerirken seni astıgımı sanıp avuttum kendimi, sanmalarımın yerini gercekler alıncada bilmiyorum ne haldeyim. kıskanclıgın alevlerinde yanıyorum ama daha da yanacagım gercegi karsımda duruyor zaman gectikce. sildirmek istiyorum hafızamdan herseyinle seni. noktasına virgulune kdr, elimin ulasamayacagı yerlerde hala var olacak olman acı veriyor dusundukce. alıskanlıklarımı bırakma riski sırıtıyor inatla. ben kactıkca, sen daha da yaklasıyorsun farkında olmadan, umut vermiyorsun ama seni uzakta tutamıyorum, yerimi birileri doldurabilse keske, ben gokyuzunden seyretsem sadece. zaman herseye ilaç iken gun gectikce silecek sey artıyor, dinlemek istemedigim seyleri dinliyorum, duymak istemedigim seyleri duyuyorumi ne kadar ortak bi cevre edinmişiz farketmeden, seni silmek demek sıfırdan bi hayat demek, elimde olanlarıda seninle beraber silmek demek…<br />
orada cekmecede 7.35 bir silah<br />
ve burada zaten öldürdüğün bir yurek<br />
vur bitsin</p>
<p><em>hebasbug<br />
ebrasi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/eternal-sunshine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bu gece ankarada yagmur var :)</title>
		<link>http://www.samdergi.com/bu-gece-ankarada-yagmur-var/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/bu-gece-ankarada-yagmur-var/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Dec 2006 20:34:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=66</guid>
		<description><![CDATA[bu gece yagmur var ankaramda. özlenen gunler yavas yavas geliyor. kısın soguguna inat ince elbiseler giyip doyasıya yagmurda ıslanma zamanı. bugunun o garip kosturmacasının ustune, bu haftanın o aptal yogunluguna karsı haftaya yagmurla noktayı koymak var bu gece&#8230;. bugun bi kez daha ailemin, canım annemin ne kadar cok hayatımda oldugunu anladım.sabah gelen hastalık haberi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bu gece yagmur var ankaramda. özlenen gunler yavas yavas geliyor. kısın soguguna inat ince elbiseler giyip doyasıya yagmurda ıslanma zamanı. bugunun o garip kosturmacasının ustune, bu haftanın o aptal yogunluguna karsı haftaya yagmurla noktayı koymak var bu gece&#8230;.<br />
bugun bi kez daha ailemin, canım annemin ne kadar cok hayatımda oldugunu anladım.sabah gelen hastalık haberi ve aksamında doktordan aldıgımız tek problemin anemi oldugu sozleri.gun boyu cektigim stres ve sonunda gelen mutluluk&#8230;bekleme odasında gazetede gordugum taziye haberleri (hasan tanık a ait).herseye ragmen, her olaya, her yaraya, her acıya ragmen elimdekiler&#8230;kaybettiklerim, kazandıklarımı golgelesede hala elimde olan tek varlıgım, tek destegim, tek dayanagım, tek hayat kaynagım, yasamam sevincim&#8230;AİLEM&#8230;<br />
yagmurda ıslanmak var bu gece&#8230;yagan yagmurla gozyaslarını dısarı akıtmak. yagmurla birleşip akması gozlerinden dertlerinin. zevkini cıkarmak var doganın temizlenişinin. dogayla beraber arınmakta var kirlerden&#8230;once ellerini acarsın yagmura.tanecikler doldurur avucunu.onlar birleşir, kavusur, kucaklasır. sonra saclarında hissedersin o zarif dokunusu. yuzune akan damlalar. bir annenin oksayısı gibi olamaz asla ama onların da rahmet dolu dokunusları var kendi caplarında. Kadir yaratıcının rahmetiyle donatılmıs her bir yagmur damlası, kendilerine verilen emirden bir an olsun sapmadan gidecekleri yola dogru yol alırlarken, o muazzam rahmetide beraberinde tasır. hem damlasında ayrı bi hikmet olan o tanecikler akar gider.dur diyemezsin, tutamazsın,zaten kendine hukmedemezsinki onlara hukmedesin.<br />
yavas yavas adımlarla ilerlerken yagmurun kalbine, silersin beyninden herseyi.sadece sen ve O vardır. herseyden kendini soyutlayıp, sonsuz tefekkuru tatmaya baslarsın. her damla anlatır hikayesini gider yoluna. atarken usul usul adımlarını,bu kadar yazdıktan sonra, greenday eslik eder sana.I walk a lonely road, the only one that I have know, don t know where it goes, but I walk alone&#8230;but with rain. sonra bir sarhos edasıyla salına salına yurumek var yagmurda.yollarda kıvrıla kıvrıla.işte boyle bi ıslanmak var aklımda. walkmandeki muzik bu olmucak.belki walkman olmucak,cunku bugun degişiklik yapıp tekil takılmıcam.ama belki zamanın otesinde tekde kalabilirim<br />
herkese acık bu gece,sonun kadar&#8230;.<br />
2 Mart 2006</p>
<p>ebrasi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/bu-gece-ankarada-yagmur-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankaramda sonbahar</title>
		<link>http://www.samdergi.com/ankaramda-sonbahar/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/ankaramda-sonbahar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2006 02:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=57</guid>
		<description><![CDATA[ankara da 8. sonbaharım. ne cok zaman gecirmişiz ama hiç biri bu kadar degerli olmadı sanırım. yavas yavas ayrılık ruzgarları esmeye basladı. birde ben isteyerek estiriyorum bu ruzgarları, sevgiliye ihanet eder gibi hissediyorum kendimi, ama bazen ayrılık gerekir sevgileri guclendirmek için, dondugumde daha bi degerini bilecegim buraların, topragımın, ankara da sonbaharın guzelliginin. kısla karısık sonbaharlarınıseviyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ankara da 8. sonbaharım. ne cok zaman gecirmişiz ama hiç biri bu kadar degerli olmadı sanırım. yavas yavas ayrılık ruzgarları esmeye basladı. birde ben isteyerek estiriyorum bu ruzgarları, sevgiliye ihanet eder gibi hissediyorum kendimi, ama bazen ayrılık gerekir sevgileri guclendirmek için, dondugumde daha bi degerini bilecegim buraların, topragımın, ankara da sonbaharın guzelliginin. kısla karısık sonbaharlarınıseviyorum ankaranın, sabah dondurup, ogleden sonra yakıp, aksamına ılık bir havaya bırakan sonaharlarını. bi anda bastıran yagmurdan sonra topragının kokusunu, en cokta rengarenk yapraklarını, sonbahar renklerini <img src='http://www.samdergi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Ankaramda sonbahar" /> , baharda olmayan sey bu işte, agacların dibine dokulmus her biri farklı tondaki yapraklar. heler birde gunbatımıyla renkleri ortusmusse seyreyleyin manzarayı. gunes kızıl gokyuzunde veda ederken ankarama oda huznunu ifade ediyor yapraklardaki renkleriyle. gunes yerini aya bırakırken agaclarda ustlerini ortecek beyaz ortuyu bekliyor. beklerkende hazırlanıyor, en tatlı en cekici renklerini bezeniyor. insan sevdigine nasıl hazırlanırda agaclarda o sekilde bekliyor karakısı. ankarada karakıs bembeyaz bi ortudur karalıktan ziyade. hatta yollarına serilir yapraklar beyaz ortunun, gelse die kendini yerlere atar. simdi dusunuyorumda dunyada farkında olmadıgımız ne cok sevgi var. yere dokulen yaprakların toprak sevgisi var belkide, topragın bagrında kaybolup kendini onunla butunleştirme <img src='http://www.samdergi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Ankaramda sonbahar" /> . kucuklukten alıskanlıgımdır agacların altında biriken yaprakları toplayıp ustune oturmak yada onları dagıta dagıta yurumek. cıkan hısırtıları dinlemek, onları ezmeden oradan oraya savurmak, aralarındaki o hafif nemi hissetmek. ve bununla mutlu olabilmek. dokulen yapraklar hiçte kırılgan degillerdir bide, kendilerine has bi yumusaklıkları vardır, bole bi hassasiyetleri, ama ne yesil halinde bile daha kırılgandırlar, onlarda buyudukce olgunlasıyorlar mı ne <img src='http://www.samdergi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' title="Ankaramda sonbahar" /> , Yaratan bilir&#8230;bu yıl karakıs erken bastırsada, agacların arasında yaprakları dagıta dagıta kosamasamda, yalın ayak icinde gezip ıslanamasamda, ankarada belki bu son sonbaharım olsada seviyorum ben sehri ve bu sehrin her tonunu&#8230;</p>
<p>-ebrasi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/ankaramda-sonbahar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>hiç olmayacak bişi istiyorum</title>
		<link>http://www.samdergi.com/hic-olmayacak-bisi-istiyorum/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/hic-olmayacak-bisi-istiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Nov 2006 00:52:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[gecmişe donmek istiyorum, cok daha masum oldugumuz zamanlara, insanların da masum oldugunu dusundugumuz zamanlara. daha saf arkadaslıkların oldugu, dostum, kankam derken daha içten soylenildigi zamanlara, arkadaların basit seyler için satılmadıgı, kullanıp atılmadıgı zamanlara. buyudukce daha cok kirleniyoruz sanırım. buyudukce hersey daha cok degerini yitiriyor. sarkılar gibi arkadaslıklarda oluyor. dostların yerini yenileri alıyor. baskalarıyla paylasmaya baslıyoruz.kızdırdıgımızı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>gecmişe donmek istiyorum, cok daha masum oldugumuz zamanlara, insanların da masum oldugunu dusundugumuz zamanlara. daha saf arkadaslıkların oldugu, dostum, kankam derken daha içten soylenildigi zamanlara, arkadaların basit seyler için satılmadıgı, kullanıp atılmadıgı zamanlara. buyudukce daha cok kirleniyoruz sanırım. buyudukce hersey daha cok degerini yitiriyor. sarkılar gibi arkadaslıklarda oluyor. dostların yerini yenileri alıyor. baskalarıyla paylasmaya baslıyoruz.kızdırdıgımızı bilsekte kuru bi ozurden ileri gitmiyor soylediklerimiz. içi bos bir ozur. yalnız oluyoruz artık, zorunlu kalabalıkların içine giriyoruz. ne kadar guvensekte arkadan vuruluyoruz. her darbede daha kopuyoruz. hep yanlıs tanımısım diyoruz ama hiç bir zaman dogru tanıyamıyoruz. teoriler ucusuyo ortada. her zaman yanılacagımızı kabul ederek dolanıyoruz.  isyan etmek geliyor içimden, belki de bu benim sınavım. tek dostu unuttugumun sınavı. yanlıs sevgilerin etrafımı sardıgının sınavı. kimseyi sevmedigimi farkediyorum bazen, bazen onu nasıl sevebilirler diyorum. ya da artık sevemedigimi farkediyorum. sevgi kelimesinin ayaklar altına alındıgını dusunuyorum, degersiz yere kullanmaktan kacıyorum. kalabalıkların içinde yapayalnız yasıyoruz aslında. konusurken aslında dinlenmedigimiz bi kalabalıkta. yalnız kalmayıp yalnız oldugumuz bi hayatta bosa kurek cekiyoruz. belki bi sinirle yazılmıs satırlar ama yanlıs olmadıgını dusundugum satırlar. keske yanılsam dedigim satırlar. korkuyorum, bende mi oyleyim sorusu beynimi kusatmıs. cevaplamaya korkuyorum, yediremiyorum kendime. hayatımı temizlemek istiyorum, yeni bir baslangıc falan, ya buna cesaretim var mı? eskiyi bulamayacagını bilmenin girdabındayım. boguluyorum ama riske atılmadan yasanmayacagını da biliyorum.<br />
bilkentte son yıl (insallah). benden goturdukleri kattıklarından cok daha fazla, basladıgımız gibi sonunu getiremedik, parcalanmıs hayatlarla dolu, mutlu olan insanların mutlu olmam sebepleri ortada, sıradan insanlar surusune katılmıslar, surukleniyorlar. etrafımdaki insanların gun ve gun ve bu suruye katılmalarından bıktım, cekip almak cok zor, cunku kolay olan tercih ediliyor, kendi ayakları uzerinde durmaktansa suruklenmeyi tercih ediyorlar. onlardan olmak istemiyorum, onların etrafımda olmalarını da&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/hic-olmayacak-bisi-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>korku mu :S</title>
		<link>http://www.samdergi.com/korku-mu-s/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/korku-mu-s/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Nov 2006 22:42:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[dogumdan ölüme korkularıyla yuzleşir insan. her an bir korkuyla yaşar. en mutlu anında bile vardır bi korkusu her zaman. geri de bırakılanların, ilerde bekleyenler, anda yasananların korkusu. kaybetme korkusu, kazanıp dibe vurma korkusu, yasanmıslara duyulan hasret ve onların gecmiş olmasının verdigi korku. korku ustune korku. ve itiraf edemediklerimiz. korktugunu kabul etmek kolay mıdır? aslında hayata [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>dogumdan ölüme korkularıyla yuzleşir insan. her an bir korkuyla yaşar. en mutlu anında bile vardır bi korkusu her zaman. geri de bırakılanların, ilerde bekleyenler, anda yasananların korkusu. kaybetme korkusu, kazanıp dibe vurma korkusu, yasanmıslara duyulan hasret ve onların gecmiş olmasının verdigi korku. korku ustune korku. ve itiraf edemediklerimiz. korktugunu kabul etmek kolay mıdır? aslında hayata nasıl incecik iplerle tutundugunu idrak etmektir korktugunu kabul etmek. toplumun karsısında gozyaslarına hakim olmaya kasmamaktır korktugunu kabul etmek. acizligini ozumsemektir korktugunu kabul etmek. alacagı nefesten emin olamamaktır yeri gelince korku, yeri gelince elindekileri kaybetme riskidir, sekerini dusurme ihtimalidir cocugun, annesini kaybetme korkusudur kalabalıkta yavrucagın. her nefeste hissedilen , her an yasanan, sevgi kadar, ozlem kadar, hasret kadar, basarı kadar, hırs kadar içimize yerlesmiştir korku. ama kabul etmek hasrete gogus germek gibi zordur. bir felakete katlanmak kadar zordur korkuyu kabul edip onunla yasamak.hayatın en içten duygusudur. hissedilmesi kolay, agızdan dokulmesi zor, destek bulması destek bulunsa bile teselli bulunması zor bir duygudur korku.<br />
ve insan, acizligini yudumlaya yudumlaya savrulur dunya colunde. her seye ragmen, her korkuyla, her kactıgı korkuyla, her uzak durdugu korkulya, her dusunmedigi, dusunmek istemedigi korkuyla yasamak mucadele etmek zorundadır. teselli yoktur cogunda. karanlık basit kalır korkunun yanında. karanlıktan aydınlıga kacar insan ruhu.aydınlanmak ister. ama bilirki gece bitmeden, gece ölmeden gitmez karanlıklar, bırakmaz yerini gunduze. pes edene kadar gece cırpınır insan ruhu.gece tukenir, korkular da tukenir ta ki sonsuzluk sarabını içene kadar<br />
&#8220;gece inanılmayan bir dinin ebedi misyoneridir&#8221;M</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/korku-mu-s/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen Gittin</title>
		<link>http://www.samdergi.com/sen-gittin/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/sen-gittin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2006 22:36:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Kara gözlerinde mahmurca gülüş, Gayrı uyanılmaz uykunda mısın? Bizi yalnız koyup göğe süzüldün… Acın dayanılmaz farkında mısın? Karanlığın kol gezdiği sokaklarda yine yalnız kaldık. Bir meltem gibi esip geçtin üstümüzden sonrada çekip gittin ansızın. Ve sensizlik hiç olmayacak bir şeydi dünyada. Giderken mutluydun, sana göre her şey tamamdı, her şeyi yeniden yeşertmiştin içimizde, istediğin kıvama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Kara gözlerinde mahmurca gülüş,<br />
Gayrı uyanılmaz uykunda mısın?<br />
Bizi yalnız koyup göğe süzüldün…<br />
Acın dayanılmaz farkında mısın?</p></blockquote>
<p>Karanlığın kol gezdiği sokaklarda yine yalnız kaldık. Bir meltem gibi esip geçtin üstümüzden sonrada çekip gittin ansızın. Ve sensizlik hiç olmayacak bir şeydi dünyada. Giderken mutluydun, sana göre her şey tamamdı, her şeyi yeniden yeşertmiştin içimizde, istediğin kıvama gelmiştik sence, artık sensizde olurdu. Seni bekleyenlere gittin bizi yalnız koyup. Yeni ümit tomurcukları ekmeye gittin gönüllere, bize ise ağıtlar yakmak kaldı ardından. Bir de hasretle vuslatı beklemek…</p>
<p>Sen gelmeden önce kaybedecek bir şeyimiz yoktu hayatta. Sen gelmezden evvel biz diye bir şey bile yoktu. Sonra sen geldin ve aramıza muhabbet getirdin, sen geldin ve bize huzur getirdin, sen geldin ve her şey değer kazandı, sen geldin ve kalplerimiz huzura erdi, sen geldin ve biz seni yaşamaya başladık, sense ideallerinle bağlıydın hayata ve bir gün çekip gideceğini bilemedik, sense ideallerinle vardın ve biz ideallerinin değerini kavrayamadık. Sendeki muhabbeti yaşamak varmış ve biz fark etmekte geciktik. Ve senin gidişinle toz duman oldu her yer, her şey. Ve şimdi sana hasretiz, çünkü senin yerini dolduramıyoruz, birbirimize sahip çıkamıyoruz. Sen yoksun ve biz bunu kabullenemiyoruz. Sen yoksun ve her günü seni daha fazla özleyerek geçiyoruz.</p>
<p>Yağmurlarla olmuştu gidişin. O günden beri yağmura düşman oldu yüreğim. Yağmurlara yükledim kabahati. Yağmurlara yükledim sensizliği. Sanki onlar alıp gitti benden seni, sanki onlar estiriyor ayrılık rüzgarlarını. Her yağan yağmur yeni bir ayrılık getirecekmiş gibi. Yeni bir seni daha alıp götürüyor  benden. Yağmurları sevmiştim gelişinle şimdi sevmiyorum gidişinle. Ama öğrettiğin gibi yinede ümitliyim ben. Belki bir yağmurla dönersin geri. İşte o zaman estireceğim vuslat rüzgarlarını gönlüme. İşte o zaman yüzüm gülecek. İşte o zaman hayat farklı olacak gönlümde. Yeniden yeşerecek tohumlar, yollar yeniden aydınlığa kavuşacak. Biliyorum az sürecek bu vuslatlar. Artık senin her gelişin yeni bir ayrılık getirecek. Artık her bir vuslat yeni bir hasretin habercisi olacak, her vuslat buram buram hasret kokacak toz bağlamış gönlümde.</p>
<p>Haydi! </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/sen-gittin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vedaya Sürüklenmek</title>
		<link>http://www.samdergi.com/vedaya-suruklenmek/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/vedaya-suruklenmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2006 22:28:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ebrasi</dc:creator>
				<category><![CDATA[...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Zoraki basını dik tutup, gozlerine biriken yası caktırmadan silerek, ayakta durmaya calısarak &#8220;hoscakal&#8221; demek&#8230;sen &#8220;hoscakal&#8221;, ben gidiyorum, içim kanıyor ama sana &#8220;hoscakal&#8221; deyip gitmek zorundayım. bensiz hoscakalmalısın cunku ben oyle istiyorum. cunku senin ardımdan uzulmeni, aglamanı degil mutlu olabilmeni istiyorum. ben ise baska diyarlarda hem sensizlikle hem yalnızlıkla mucadele etmek zorundayım. sen uzulme cunku senin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zoraki basını dik tutup, gozlerine biriken yası caktırmadan silerek, ayakta durmaya calısarak &#8220;hoscakal&#8221; demek&#8230;sen &#8220;hoscakal&#8221;, ben gidiyorum, içim kanıyor ama sana &#8220;hoscakal&#8221; deyip gitmek zorundayım. bensiz hoscakalmalısın cunku ben oyle istiyorum. cunku senin ardımdan uzulmeni, aglamanı degil mutlu olabilmeni istiyorum. ben ise baska diyarlarda hem sensizlikle hem yalnızlıkla mucadele etmek zorundayım. sen uzulme cunku senin uzulmen beni daha cok incitiyor, daha cok acıtıyor içimi. daha bi kanıyor giderken acılan yara. son kez gozlerine bakma istegi ama son anda kendini tutamayıp aglama riski. son kez ellerini tutup, gozlerine bakıp ayrıkmak isterdim ama bu imkansız. biliyorum cakısınca patlıcak fırtına. sanki gidip hemen doncekmişim gibi sarıl bana son kez, ellerini tutmayım, uzaklasınca bakayım gozlerine ki gozlerimdeki denizi farketmeyesin&#8230;basıma gelen en tatlı beladan ayrıldıgımı dusundurtme bana. kavusmanın zor oldugunu, hatta imkansız oldugunu hatırlatma sana. ole uzaktan bak, her zamanki gibi davran. ekstra tek bi soz soyleme, daha da zorlastırma&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/vedaya-suruklenmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
