<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAMDergi &#187; Schrödinger&#8217;in Kedisi</title>
	<atom:link href="http://www.samdergi.com/category/onarimcilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.samdergi.com</link>
	<description>Samanyolu Mezunları elektronik dergisi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Feb 2010 21:58:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>&#8220;Amerika Bir Gecede Yok Olabilir!&#8221;</title>
		<link>http://www.samdergi.com/amerika-bir-gecede-yok-olabilir/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/amerika-bir-gecede-yok-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2007 23:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onarimci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Schrödinger'in Kedisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[  İktisat tarihçilerinin ileride 2000’li yılları anlatırken muhakkak değinmeleri gerektiğini düşündüğüm bir olay yaşandı geçtiğimiz gün. Dünyanın en zengin mankeni olan 27 yaşındaki Brezilyalı top model Gisele Bündchen, bundan böyle artık dolarla çalışmayacağını, yeni anlaşmalarını euro üzerinden yapacağını açıkladı. (1) Ünlü mankenin gerekçesi, doların ne olacağının belli olmamasından ötürü yaptığı işlerden maksimum kâr elde etmek. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>İktisat tarihçilerinin ileride 2000’li yılları anlatırken muhakkak değinmeleri gerektiğini düşündüğüm bir olay yaşandı geçtiğimiz gün. Dünyanın en zengin mankeni olan 27 yaşındaki Brezilyalı top model Gisele Bündchen, bundan böyle artık dolarla çalışmayacağını, yeni anlaşmalarını euro üzerinden yapacağını açıkladı. (1) Ünlü mankenin gerekçesi, doların ne olacağının belli olmamasından ötürü yaptığı işlerden maksimum kâr elde etmek.</p>
<p> </p>
<div><img height="323" src="http://weblogs.variety.com/photos/uncategorized/giselle.jpg" width="197" title="Amerika Bir Gecede Yok Olabilir!" alt="giselle Amerika Bir Gecede Yok Olabilir!" /></div>
<p> </p>
<p>Amerikan Merkez Bankası eski Başkanı Alan Greenspan’in, “The Age of Turbulence/Türbülans Çağı” adlı kitabının basına tanıtım toplantısında yaptığı “Avrupalı meslektaşlarım büyük bir başarı elde etti. Euro temel uluslararası rezerv ve ödeme aracı olarak kısa bir süre sonra ABD dolarının yerini alabilir. 2006 yılında merkez bankalarının elinde bulunan döviz rezervlerinin yüzde 25&#8242;i Euro. Dolar olarak tutulan kısım ise yüzde 66. Uluslararası çalışan özel teşebbüsün likiditesinin de yüzde 39&#8242;u Euro cinsinden tutuluyor. Dolar olarak tutulan miktar ise yüzde 43. Aradaki fark hızla azalıyor. Bu nedenle Euro’nun gücü dolar karşısında dünya ticareti üzerinde artabilir. Bu da merkez bankalarının rezervlerini dolar cinsinden değil büyük oranda Euro cinsinden tutmalarına neden olabilir” açıklamasıyla(2) beraber değerlendirildiğinde, Bayan Bündchen’in ekonomik aklın gereğini uyguladığı çıkarsaması rahatlıkla yapılabilir. (Bu arada, bundan iki sene evvel ev sahibimin depozito bedeli olarak önerdiğim dolar teklifimi geri çevirip Euro’da ısrar etmesinin sebebi hikmetini ancak şimdi anlayabiliyorum!)<br />
 Pekâlâ, dünya genelinde kişisel yatırımcıların da tıpkı Bayan Bündchen gibi servetlerini dolar üzerinde tutmaktan vazgeçmeleri ve hatta Greenspan’in öngörüsünde belirttiği üzere dünyanın belli başlı ekonomilerinin merkez bankalarının da rezervlerini dolar üzerinden tutmaktan vazgeçmelerinin sonucu ne olabilir? Bu konuda, ABD Hazine eski Bakan Yardımcısı Paul Craig Roberts’ın kehaneti oldukça dikkat çekici: “Amerika, bir gece içinde yok olabilir!”(3) Roberts, şöyle devam ediyor: “Dolar rezerv para olmaktan çıktığında yabancılar ABD&#8217;nin ticaret ve bütçe açığını finanse etmekten vazgeçecek ve Amerikan İmparatorluğu, savaşlarıyla birlikte bir gecede dünyadan kaybolacak.”<br />
 Greenspan’in öngörülerinin gerçekleşmesi durumunda bu, II. Dünya Savaşı sonlarına doğru 1944’te Bretton Woods toplantıları esnasında, günümüzde Dünya Bankası ile IMF olarak bilinen kurumların o dönemki muadillerinin temellerinin atılmasıyla başlayan (Dünya Ticaret Örgütü’nün de kurulması bu toplantılarda tartışılmış, ancak bu çok daha sonraları, 1995’te mümkün olabilmiştir) küresel ekonomik oyunun ikinci perdesinin de kapanıyor olması demek…</p>
<p><strong>Oyunun Birinci Perdesi: Bretton Woods</strong> </p>
<p> </p>
<p>Hafızamızı tazeleyelim (4) (5):</p>
<p> </p>
<p> </p>
<div><img height="179" src="http://img.blogcu.com/uploads/ismailyigit_altin.jpg" width="169" title="Amerika Bir Gecede Yok Olabilir!" alt="ismailyigit altin Amerika Bir Gecede Yok Olabilir!" /></div>
<p> </p>
<p> </p>
<p>19. yy. boyunca ve 20. yy.’ın başlarında altın, ülkeler arası ticaretten kaynaklanan uluslararası para hareketlerinde anahtar role sahip oldu. Altın standardı sistemine göre, kurların uluslar arası değeri, altın üzerinden karşılıkları üzerinden belirleniyordu. Altın üzerinden karşılıkları dalgalı değişkenlik göstermeyen ve sabit kalabilen kurlar, uluslar arası kredibilitesi yüksek ve rezerv parası olarak kullanılan paralardı ki mesela İngiliz Pound’u II. Dünya Savaşı’na dek böyle bir role sahipti. Fakat, 20. yy’ın ortalarından itibaren altın üretiminin uluslarası ticaret ve yatırımlara yetecek düzeyde olmaması ve en önemlisi, o dönem için bilinen altın rezervlerinin hatrı sayılır miktarının, II. Dünya Savaşı sonunda Batı Avrupa-ABD cephesi karşıtında yer alan Sovyetler Birliği topraklarında yer alması gibi hususlar, dönemin diğer güçlü ülkeleri nezdinde bu altın standardı sisteminden vazgeçilmesi gereğini doğurdu. Bretton Woods toplantılarının yapıldığı dönemde, II. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerinden uzak kalmayı başaran ABD, çok büyük bir dev olarak dünya arenasına çıkmıştı. 1945 itibariyle dünya kömür ihtiyacının yarısını, petrol ihtiyacının üçte ikisini ve elektrik ihtiyacının yarısından fazlasını ABD üretiyordu. Dünya altın rezervlerinin %80’ini elinde tutmasına ek olarak, atom bombasına sahip bir ordusu vardı.</p>
<p> </p>
<p>İşte, Bretton Woods anlaşmasının politik temelleri olarak, 1929 Büyük Ekonomik Bunalımı’nın ve II. Dünya Savaşı’nın dünya ülkelerince paylaşılan ortak deneyimleri ve hali hazırda bir büyük gücün (ABD) küresel para meselelerinde baskın liderlik rolü için hem istekli olması hem de diğer ülkelerce bunun uygun görülmesi söylenebilir. Bu toplantılarda, uluslar arası rezerv para birimi olarak ABD dolarının ($) kullanılması üzerinde uzlaşmaya varıldı ve ABD dolarının altın olarak karşılık değeri sabitlendi. (1 ons altın=35 $) Bundan böyle ABD, dünya devletlerine getirdikleri her ons altın için 35 dolar karşılığını ve tersi şekilde her geri getirilen 35 dolar için 1 ons altın karşılığını vermeyi taahhüt etmiş oldu.  Bunun pratik anlamı,  ABD’nin serbest şekilde – tek sınırlama, kâğıt üzerindeki anlaşma gereği altın rezervlerini karşılığını muhafaza etmek- para basarak enflasyonunu ihraç etmesi, bastığı kâğıt paralar karşılığında dış ülkelerden mal ve hizmet satın alabilmesiydi. Bu durum elbette ABD’nin küresel hegemonyasını pekiştiren bir süreci başlatmış oldu.</p>
<p><strong>İkinci Perde Açılıyor: Dolar Hegemonyası<br />
</strong> </p>
<p>Fakat, 1960’lı yıllardan itibaren ABD’nin Vietnam Savaşı nedeniyle artan savunma harcamalarını vergi gelirleri, dış borçlanma gibi malî enstrümanlarla dengelemekte zorlanması,  1970’lerin başındaki Petrol krizi neticesinde ara malların fiyatlarındaki yükselme ile bu sabit denge artık ABD Hazinesi’nin karşılayamayacağı bir noktaya geldi ve $ üzerinde kur değerinin düşürülmesi baskısı şiddetlendi. 1971 yılında 1 ons altın=38 $ olacak şekilde kur ayarlaması yapıldı, ama sistem bir kere temel ekseninden sapmıştı. Ağustos 1971’de ABD başkanı Nixon, doların altına, doğrudan çevrilebilirliği anlaşmasını feshettiklerini açıkladı, böylece Bretton Woods sistemi tek taraflı olarak dağılmış oldu. 1972’de 1 ons altın=70 $ mertebesine gelinmişti ve altının fiyatı tırmanıyordu. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/amerika-bir-gecede-yok-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Laplace&#8217;ın Cinlerine: Belirsizlik Kesinliktir!</title>
		<link>http://www.samdergi.com/laplacein-cinlerine-belirsizlik-kesinliktir/</link>
		<comments>http://www.samdergi.com/laplacein-cinlerine-belirsizlik-kesinliktir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 19:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>onarimci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Schrödinger'in Kedisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.warnerblade.com/t/sd/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[  Kuantum fiziğini klasik fizikten farklı kılan özellikler arasında en dikkat çekici olanlarından biri, herhangi bir parçacığın konum ve momentum [1] bilgilerine aynı anda %100 kesinlikle sahip olunamayacağıdır. ‘Heisenberg Belirsizlik İlkesi’ olarak adlandırılan bu prensibe göre atom altı seviyede, aynı zamanda dalga özellikleri de gösteren bir parçacığın konum ve momentumu ancak bir belirsizlik payıyla bilinebilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"> </p>
<p>Kuantum fiziğini klasik fizikten farklı kılan özellikler arasında en dikkat çekici olanlarından biri, herhangi bir parçacığın konum ve momentum [1] bilgilerine aynı anda %100 kesinlikle sahip olunamayacağıdır. <strong>‘Heisenberg Belirsizlik İlkesi’</strong> olarak adlandırılan bu prensibe göre atom altı seviyede, aynı zamanda dalga özellikleri de gösteren bir parçacığın konum ve momentumu ancak bir belirsizlik payıyla bilinebilir. İşin ilginç tarafı, bu belirsizliğin bizim gözlem aletlerimizin veya matematiğimizin yetersizliğinden dolayı değil, bizzat gözlem sürecinin doğasından ötürü var olmasıdır. Meseleyi daha anlaşılır kılmak için, Heisenberg’in öne sürmüş olduğu düşünce deneyini [2] hatırlayalım:</p>
<p><img alt=" Laplaceın Cinlerine: Belirsizlik Kesinliktir!" src="http://img.blogcu.com/uploads/ismailyigit_gozlem.JPG" align="absMiddle" title="Laplaceın Cinlerine: Belirsizlik Kesinliktir!" /></p>
<p>Heisenberg, herhangi bir gözlem sürecine dair en temel soruyu sorarak meseleyi ele aldı; <strong>“Gözlem yapmak ne demektir?”</strong> Örneğin, bir elektronun konum ve enerjisini gözlemlemek istemiş olalım. Bunun için, en az bir ışık taneciğinin (foton) elektrona çarpıp yansıyarak gözlemciye ulaşması gerekmektedir. Fakat ışık taneciğinin elektrona çarpması onu yerinden oynatır ve enerjisini değiştirir. [3] Yani, gözlemlediğimiz elektron bizim esas gözlemlemek istediğimiz elektron değil, biz gözlemledikten sonra özellikleri değişmiş olan elektrondur. Elektronun konumunu yüksek bir hassasiyetle tespit edebilmek için, yani onun nerede olduğunu daha iyi görebilmek için ona daha fazla ışık taneciği göndermeliyiz. Fakat bu çok sayıda ışık taneciklerinin çarpma etkileri sonucu elektronun hızındaki değişim miktarı da daha fazla olacaktır. Tersi durumda, elektronun hızını daha yüksek hassasiyetle tespit edebilmek için de çok az sayıda ışık taneciği göndermemiz gerekir. Ancak bu durumda da, elektronun konumunu tespit etmemiz güçleşir. Zaten her durumda en az bir ışık taneciğinin elektronla etkileşime girmesi gerekmektedir. <strong>Özetlemek gerekirse</strong> <strong>ancak ve her zaman, gözlemlediğimiz şeyin aslını değil, bizim gözlem sürecine katılmamızla değişen şeyi gözlemleyebiliriz.</strong>Kısacası, gözlemciden tamamen bağımsız bir gözlenen sistem tasarlamak imkânsız olmaktadır. Gözlem yapmak, değiştirmektir. Aslında gözlemcinin bu değiştirici etkisini sadece kuantum boyutlarında görmüyoruz. Bir antropolog ve bu antropologun üzerinde araştırma yaptığı bir kabileyi düşünelim. Antropolog, geleneklerini ve alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını öğrenmek amacıyla kabileyi incelemesi altına almıştır. Fakat bunları öğrenebilmesi için kabilenin üyeleriyle bir çeşit iletişime geçmesi gerekmektedir ve bu iletişim sonucu oluşan etkileşim kabileyi zamanla değiştirmeye başlayacaktır. Bu noktada, antropologun gözlemlediği kabileden aldığı geri bildirimler gerçekte o kabilenin alışkanlıklarını ve yaşam tarzlarını ne derecede yansıtmaktadır? Kabile üyelerinin, normal yaşantılarını o antropolog orada yokmuş gibi sürdürebilmeleri ne kadar mümkün olabilir? Sonuç olarak, antropologun araştırma sonuçlarında sırf kendisinin o araştırmayı yürütüyor olmasından ötürü bir “belirsizlik” payı mevcut olmaktadır ve bunu sıfırlamak mümkün değildir. Örneğin, belgesellerde de bu yüzden kameranın konumu gözlemlenen hayvan topluluğunun mümkün mertebe fark edemeyeceği bir şekilde ayarlanır ki hayvanlar kamerayı fark etmesinler ve doğal davranışları da bundan etkilenmesin. Fakat ortamda sırf onları gözlemleyen birilerinin ve kayıt altına alan nesnelerin var olmasından dolayı gözlemlenen hayvanların davranışlarında gene “belirsiz” bir “belirsizlik” payı mevcut olmaktadır.</p>
<p>Einstein, kuantum fiziğinin öngördüğü belirsizlik ilkesini ölünceye dek kabullenememişti. Bu ilkenin geçersizliğini ispatlamak için öne sürdüğü “foton tartısı” adlı düşünce deneyi meşhurdur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.samdergi.com/laplacein-cinlerine-belirsizlik-kesinliktir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
