20
November
2006

Hastalar

Pat!
Birkaç kişi sesin geldiği yöne döndük. Ayakta bir kadın, yere düşmüş çantası, bir doktor.. Dahasını göremedik, aceleyle merdivenlerden çıkmaya devam ettik. İkinci katla hiç ilgilenmek istemedim ama gözlerimin bir kaçamak bakışına da engel olamadım. Bir nine tekerlekli sandalyede, bir genç kız tepesinde, yanlarında bir de bank var. Amcalar oturuyor. İnliyor biri.

Gözlerimi beyaz duvarlara diktim çabucak boşluğu zihnime kazımak için. Koşar adımlarımız üçüncü katı da çabuk getirdi. Çocuklar onuyordu merdivende. Gözü onlara dalmış bir bebek vardı bir kucakta. Ağlamaktan kıpkırmızı bir yüz vardı bir yerde, derdi nedir belirsiz. Bir adam, adamı eksik bir aileden uzakça..

Arkadaşlara baktım. Benden de hızlıydılar. Artık dördüncü katta ayaklarım ilk basamağa değinceye kadar açmayacaktım gözümü. Bir kadın bağırıyordu, çocuklar mızıldanıyordu ardımda, duyuyordum ister istemez. Gırtlağımdan garip bir sesin geçtiğini hissettim. Aldığım koku boğuyordu beni. Sendeledim, arkadaşlar yardım ettiler. Beşinci katın siyah deri koltuklarından birine oturtup beklettiler beni. Ellerim buz kesmişti. Rahatlamak için davransam da koltuğun soğuğuna değemedim. Gözlerim karardı, başımı sarıp gözüme inen soğukluğu bir garip ılıklık takip etti. Bıraktım kendimi, kıstım gözlerimi. Bir kıpırdanış hissettim ama mecâlim yoktu, bakmadım. Usulca yaklaşınca yanıma, müthiş ağrıma rağmen kaldırdım hafiften gözlerimi. Bir çocuk bakıyordu bana abartılı bir merakla. Sol gözü kabarıktı, görmüyordu muhtemelen. Kızarmış ve iltihaplanmıştı. Üstelik yüzünün yarısını kaplamıştı bu hastalık, hiç de umut vermiyordu. Midem feci bir hal aldı. Acıdan kıvranıyordum ki kendine baktığımı farketti çocuk. Garip bir heyecan sesi çıkararak gülümsedi. Kimse yoktu çevresinde. Kaçmıştı demek ki. Elinden tutup aşağı indirmek istedim. Gücümü topladığıma kendimi inandırıp acemice ayaklanmaya kalkıştım. O an devasa, soğuk bir kütle yığıldı başımdan gözlerime. Ağırlaştı başım, daha da taşıyamadım ..