14
November
2006

..Karda..

Solumda geniş delikli bir tel örgü uçsuz bucaksız, yarısına kadar da kara gömülmüş. Tanımlayamadığım bir arazide diplerindeki izlere ulaşılması imkansız derin boşluklara bata çıka yürüyorum. Montumun kürk kısmı pörsüyen kapşonu kaşkolumun baskısıyla enseme yapışmış, soğuğu hissetmiyor başım. Kaşkolumun yetişemediği burnum ayaz yemekten hissizleşmiş; eldivenlerim de kâr etmemiş, ellerim nasibini alıyor soğuktan. Tamamen ıslanmış pantalonum. Koşar gibi bir vaziyetteyim fakat hevesim kursağımda kalıyor her hamlede. Kocaman açtığım adımlar hemen önüme düşüveriyor. Dengemi yitirene kadar çabalıyorum. Kuşatılmışlık kafamı karıştırıyor. İri yumuşak kar taneleri görüşümü engelliyor. Yaşıyor olma hissimi yitiriyorum bir an. Adımlarımdaki özen kayboluyor. Belimi çevreleyen kar tabakasına başka gözle bakıyorum. Destek almak için kara tutunma gafletinde bulunuyorum. Kayboluyor elim karın içinde. Ağzıma doluyor karlar, burnuma gelinceye kadar üşütüyorlar beni. Sonrasında hislerim terkediyor zaten. Kar bu kez belimden çok daha yüksekte. Kaldıramıyorum başımı. Yeni masum kar taneleri karların çerçevesinden göğe bakan yüzüme konarak erirken dudaklarım ne yapıyor bilmiyorum; ama ben gülümsüyorum.