23
September
2006

Kızıma Mektup

Etraf ıssız, sakinken, gün doğmadan kalkıyorum. Aklımda bin soru, ruhumda bin heves, kendimi sana büyütüyorum. Ellerim yine soğuk, benzim yine solgun; güçsüz, yorgun muyum sanıyorsun? Sabahları hep böyle oluyorum.. Aldatmasın seni bu halim, ben her sabah sana uyanıyorum. Sen dışıma değil, içime iyi geliyorsun. Ne zaman ki gün doğuyor, pencereyi açıyorum. İçimi dışarıya, etrafı içime süzüyorum. Senden bir zerre dahi ilişmiyor gözüme. İlişmez elbet diyorum. Henüz yaratılmadı senden bir zerre dahi, varlığından başka, bana seni hissettirecek. Sen kalbimdesin, içimi dışarı süzmem hep bu sebepten, bilesin. Hatta tüm nefes alıp vermelerim de bu yüzden. Aldığım nefes kalbime değiyor ki orada kainatın en güzel çiçeği duruyor. Bana Allah’ın en güzel hediyesi.. Verdikçe kainat sana hazırlanıyor. Etraf nefesimle doluyor, seni soluyorum, nefesim senden geçerek bütünleniyor.

Tam 21 yaşında, kuğulu bir bankta, seneler öncesine gidiyorum. Saçları kıvır kıvır, yanakları al al bir kız çocuğu oluyorum. Susamları düşüyor simidimin, güvercinler konuyor eteklerime. Gövdesi ellerimden büyük kuşların, korkudan tir tir titriyorum, korksam da git diyemiyorum. Ne zaman ki gitmeye meylettiler, korkum yüreğime sığmıyor.