November
2008
KRİZ Serisi -I-
Bu kadar zamandır “ekonomik kriz” ile ilgili neden yazı yazmadığımı henüz anlamış değilim, belki de krizin en orta yerinde kendimi bulmuş olmamdandır….
Her şey nasıl başladı isterseniz buna değinerek başlayalım…
Amerika’ nın son 25 yılı incelendiğinde sürekli yeni balonlar yaratılmış olduğunu görürüz, bundan önceki balonumuz hatırlayacağınız üzere 1990 yıllarında başlayan ve NASDAQ endeksini 6 kattan fazla artmasına sebep olan teknoloji hisseleriydi. Ardından 2000’ li yıllara gelinirken emlak sektöründe balon şişmeye başladı.
Adı ister kriz olsun, ister resesyon, ister stagflasyon, yaşadıklarımız bizi bu aşamaya getirirken aynı dönemlerde birkaç temel sorun vardı.. (konuyu izah ederken biraz dağıtıp sonradan toparlamayı düşünüyorum.)
Bir banka düşünün, yüzde 5 ile kredi versin, ardından vermiş olduğu krediyi %4 ile başka bir garantör bankaya devretsin. Ardından %3 faizle bu krediye ilişkin tahviller çıkarıp dünya piyasasının önüne koysun. Bu sırada sigorta şirketleri de kredileri sigortalıyor, yapılan poliçelerde elden ele geziyor. Üstelik sigortayı alan da veren de sigortalı.Yani toplamda “1” milyon dolarlık bir ev en az “7-8” milyon dolarlık bir finansal piyasa üzerinden işlem görmeye başladı. Bir yandan bunlar yaşanırken bir yandan da VIX endeksleri sürekli izleniyor ona göre yüksek kaldıraçlı alımlar yada açığa satışlar yapılıyordu. .(VIX endeksi piyasalardaki riski, panik ortamını gösteren, profesyonellerin kullandığı bir veridir)
Dünya ekonomisinin GSYİH 50 trilyon dolar civarındadır. Mali piyasalar ise 500 trilyon doların üzerindeki bir ekonomiye hitap ediyor. Yani olmayan varlıklar, defalarca arz ediliyor piyasaya. Bunda denetimsiz, Hedge Fundların etkisi oldukca yüksektir. Ve tüm piyasalarda açığa satış yetkileri mevcuttur.
Amerika daki bankalar büyüme dönemlerine girdikleri rehavet ile ve de ellerindeki bu yüksek kaldıraç oranı ile zaman zaman Türkiye de de uygulanan TC kimlik numarasına 20 dakikada kredi gibi uygulamalara girdiler. Amerikan halkı da Türk halkından, tüketim konusunda daha iyidir. Para muslukları komple açılınca herkes de ev talebi başladı, mortgage dediğimiz, uzun vadeli düşük faizli sistem ile finansal piyasaların gücü emlak sektörüne yansıtılmaya başlandı. Faizin düşük olması ile birlikte ev fiyatları Amerika’ da kriz olana dek yaklaşık 5 katlık bir artış trendine girmişti.
Bu arada finansal piyasada yolunda gitmeyen bir takım olgular kendini göstermişti. Bazı büyük sigorta şirketleri, kredi garantör bankaları ve de ilgili bazı hisselerin sigorta primleri yükseliyor, VIX endeksleri yükseliyordu. Bir takım hedge fonlar piyasaların böyle devam etmeyeceğine yönelik pozisyon almaya başlamışlardı bile…
Mecnur Odyakmaz’ ı hem sporcular hemde borsacılar iyi bilir. Mecnur der ki, küçük yatırımcı kedi gibidir, iki tavan çektir hemen gelir….
Aynen bu mantıkla Bearn Sterns vakası yaşandı. Büyük bir kredi garantör bankasının hisse fiyatı 100 dolarlardan 1-2 dolara kadar düştü. Yani piyasanın köpüğü çok sert bir şekilde inmeye başladı.
Bu acı örneği gören herkes, bir dakika deyip düşünmeye başladı, herkes eteğindeki taşları ayıklama derdine girdi, hatta taşı olmayan bile taşları atayım derdine girdi. Yukarıda değindim VIX endeksinin yükseldiğini gören, yüksek açığa satış yetkilerine sahip bazı fonlar, sahip olmadıklarını sattılar, satıyorlar da hala da bu sürecin içerisindeyiz.
Bu süreç biter mi derseniz, tabi ki de biter, ama asıl önemli olan, ne zaman, neler yaşandıktan sonra sonlacağıdır…
(Bugünlük olaylara kuşbakışı baktık, ilerleyen zamanlarda yaşananları detaylandıracağız..)
