27
November
2007

Nerde benim eski Ankara’m

Bir akşam üstü yorgunluğunda yalnızlığın tarifini yapmak…

Hem de Ankara’da,karaların ülkesinde…
Ve hem de Hafsa’da…
Sis çöküyor;gri bir tül gibi gözlerimin önüne
Kireç kokusu var tülde
Kalkışacakmışım demek bu tarife…

Bir zamanlar Ankara gönlümdeki gibiydi
Bu gönül karaların ülkesinde
Maviye hasret değildi
Günün doğuşunu seyrettiğim bir Ankara’m vardı
Artık yok,artık Ankara yok…
Ankara yalnız…
Kalabalıklar arasında…
Ben de yalnızım…
Ankara’nın ağlayışına,ayaklar altında inleyişine kaptırmışım kendimi…
Yüksel’de yürüyorum,
Derken,
Karanfil’de bir genç düşüyor gözlerimin önüne
Nineminki gibi bir don giymiş üzerine
Ankara artık hülyalarımdaki gibi değil
Kederliyim,
Ankara kadar
Anlamak isteyen yok mu beni?
Baksın gözlerime
Düşünceler,hisler,sevdalar gözlerde yapılacak yolculuklarla çözülür
Ankara yalnız.
Kalabalıklar arasında
Ben de yalnızım
Ezilip inleyen yüreğim suskun
Ankara duygusuz,
Ankara yorgun.
Güneşi örtmekte isli bulutlar
Yasta beton yığınlar