18
June
2008

Firefox 3′ ü şimdi indirin, dünya rekoruna yardım edin!

dday badge fox Firefox 3 ü şimdi indirin, dünya rekoruna yardım edin!

İnsanoğlunun internette geçirdiği vaktin israf olan kısmını ciddi anlamda azaltan, IE alternatifi rakiplerden Firefox’ un yeni versiyonu çıktı. İndirilme dünya rekoruna yardımcı olmak ve bu harika tarayıcının en güncel versiyonunu edinmek için hemen siteye akıyoruz

GS-FB kavgası kadar olmasa da, Opera‘ nın her daim kral olduğunu da eklemeden geçmeyelim. Ama düşmanımın düşmanı dostumdur hesabıyla, IE ye karşı firefox ve operayı destekliyoruz.

5
June
2008

21.YY Siyasete Girmiş Temel Fıkralarına hoş geldiniz….


21.YY Siyasete Girmiş Temel Fıkralarına hoş geldiniz….

Söylenecek sözlerin bittiği bir yerdeyiz yine….

İlk kez gelmiyor ki başımıza, şaşıralım…..

Ne yazık ki sonda olmayacak….

Öyle bir mantalite düşünün ki, üniversite öğrencisi genç kızımız evden çıkıyor, okuluna gidiyor, sınıfına girmeden başörtüsü çıkarıyor. Bizde, o genç kızımız başörtüsünü çıkarttığı için laikliği teminat altına almış oluyoruz…
Hangi laikliği teminat altına aldıklarını da keşke ifade edebilseler…

İleride, inşallah Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ ün dediği gibi muasır medeniyetler arasına girebilirsek,torunlarımız geçmişte dedelerimiz bunlar yapmıştı diye bizlere çok gülecek, tıpkı şuanda batılı devletlerin bizlere güldüğü gibi…

Zaman zaman yazdığım yazıları okuyan arkadaşlar iyi bilirler, terminolojik bilgilere sıklıkla yer veririm… Laiklik anayasamızda din ve devlet işlerinin ayrımını yaptığı kadar, bütün vatandaşlarında din ve vicdan hürriyetini teminat altına alır. Yine Anayasamızın 10. maddesinde herkesin kanunlar önünde E

3
June
2008

Aşk nedir, warnerblade’ den zıp^2 ın yorumu

realitybydekeartwv3 Aşk nedir, warnerblade den zıp^2 ın yorumu

Aşk, yaşanan anlamsızlığı sonsuza taşıyabilme potansiyelini içinde hissetmektir.

Aşk, en önde giderken nereye gittiğini ve peşindekileri nereye sürüklediğini bilmemek ama bunu çok da takmamaktır.

Aşk, saatlerce susuz gezdikten sonra ağza alınan ilk damla sudur.

Ask, bazen özletmek ama çok da bekletmemektir.

Aşk, takıntıdır.

Aşk, yakamozlu dalga seslerine dalıp hafif esen meltemle beraber şarkı söylerken güneşin doğuşunun bu sahneye tat katmaktan zevk almasıdır.

Aşk, böyle ımmm klavyede parmakların kıpraşıp ahanda şu anda görmekte olduğunuz harflerin minikten oluşumu ve artışı sonucu kullanıcının yine ask topiğine saçmaladım diye bi gerinmesi, bi kalbinde mutluluk pıtırcığı oluşumu, bu pıtırcıkların kozalarını kırıp kelebenke dönüşümü, 1 haftalık ömründen umarsız sonsuza uçuşu ve bi köşede herkesten habersiz herkesi terk etmesidir.

Aşk, kakaolu sütün ağız etrafında bıraktığı süt pıtırcıklarının daha geniş olması için gösterilen çabadır. Bu çabanın başarıya ulaşması halinde ayna karşısına geçip kendine gülmektir.

Aşk, mutlu olmaya bahane aramak, bulmaktır.

Aşk, soğukta ağızdan çıkan buharın da gölgesinin olusunu komik bulup onunla garip şekiller oluşturmaya çalışıp eğlenmektir.

Aşk, yokken de orda hissetmektir.

Aşk, kış mevsiminde karpuza duyulan özlemdir.

Aşk, pipetle bişi içerken foşurdatıldığında yavaşlayarak yukarı çıkan baloncuktur.

Aşk, çotank diye fırlayan pop up penceredir.

Aşk, prize fiş takarken çıtırdayarak fışkıran elektroncuklar gibidir, potansiyeldir.

Aşk, çift çekirdekten tek çekirdeğe geçiştir.

Aşk, impossible is nothing dir.

Aşk, vazgeçmemekten vazgeçmemektir.

Aşk, siyah ayakkabıya bağlanan turuncu bağcıktır.

Aşk, extremely ordinary bi günü extremely extraordinary bi güne çevirebilicek bişidir.

Aşk, az da olsa korkarak salıncaktan atlamak üzere olan çocuğun öne doğru savrulurken hissettiği o garip sıcaklıktır.

Aşk, somatik sinir sistemiyle değil otonom sinir sistemiyle yönetildiğinden loop a girmiş java programı gibidir.

3
June
2008

Karanlık…

Gecenin karanlığı kalklmıyor üstümden,

Hüznüm dağılıp,gözlerim kanatırcasına gülmüyor

Hayatın en deli yerinde, susmak bana göre olmuyor

Kalbimin sızısına aklım mani olmuyor

Beklemek değil bana çözüm

Yalnız ağlamak geliyor içimden

Hangi yöne baksam yalnız sen,

Nereye gitsem nasıl kaçsam bu benden?

Gecenin karanlığı kalkmıyor üstümden

Ağlamak kadar koymuyor susmak

Ayrılık hiç bu kadar acıtmadı canımı

Hiç düşünemedim senden bu kadar uzak kalmayı

Nefretim sevgimin üstünde

Dibe vurmuş taş misali yosun tutmuş gönlümüz

Hangi kıyıya kayarsa sular o yöne gidiyor acımız

Tek bildiğim,bilmeden seni sevdiğim….

25
May
2008

Yatırımcılar karamsar

Biliyorsunuz, zaman zaman, günün siyasi, ekonomik olaylarına dair denemeler yazıyorum.
Kötü geçen bir haftasının sorundaki pazar günü yine böyle bir yazı yazmak için bilgisayar başına oturdum.
Dünya piyasaları bir bir inerken onlardan daha hızlı düşen piyasamız,
onların çıkışında, onların yanında olamadığı gibi,
onların kar satışlarında yine onlardan çok düşerek içinde bulunduğumuz atmosferi açıkladı…
Yatırımcılar KARAMSAR….

15
May
2008

Misvak ve ağız sağlığı

Makaleleri tekrar gozden gecirdim, biraz ozetlemeye calisayim ins.

Dis hekimliginde antibakteriyel adde olarak CHX diye bi kimyasal kullaniriz. Arastirmalara gore, CHX plagi %50-55 azaltma ozelligine sahip. Ayni zamanda dis eti iltahabi baslangiclarini da % 45 civarinda onleyebiliyor.
Makalelerden birinde CHX i misvakla kiyaslamislar. Daha dogrusu misvak ozu ile.. %50 misvak ozu %0,2 CHX ile ayni gorevi gordugu belirtiliyor. Hatta misvakin CHX den daha fazla plak tabakasi temizledigi saptanmis. Misvakin en onemli ozelligi antibakteriyel olmasi. Yani agizdaki bicok bakteri cesidine karsi etkili. Etkisiz hale gelen bakteriler arasinda curuk, enfeksiyon olusumunda etkili olanlar yani sira mantarlar da var. CHX de antibakteriyel bi maddedir.
Misvaki CHX den farkli kilan yanetkisiz olusudur. CHX uzun sure kullanildiginda tat alma gibi duyu kaybina, kahverengi lekelere, pullanmaya ve hatta alerjiye neden olabiliyor. Misvak ise yan etkisiz olarak biliniyor.
Misvak ile dis fircasinin kiyaslandigi arastirmalarda yine plak azaltici ve bakterileri etkisiz hale getirici ozelliklerine bakilmis. misvak, misvak ozu ve dis fircasinin kiyaslaslandigi bi deneyde.. 3 kontrol grubundan en cok misvakin antibakteriyel ozelligi oldugu gorulmus. Dis fircasi ile kiyasla misvak daha fazla antibakteriyel etki gostermis.arastirmada misvak bakterilerin % 90 ini yok etmis. (bu cok ciddi bi rakam)

Misvakin sekli, yapisi, kalinligi yada ozu ile kendi arasindaki farklar, etkileri arastiriliyormus.

Makaleleri okurken makalelerde bulamadigim ama arastirmaya deger buldugum bi oktaya dikkat cekmek istiyorum.

Misvak ile dis fircasi kullanim sekilleri arasindaki farklar. Gunumuzde bile bircok insan icin gunde 1 kez bile olsa lavabonun karsisina gecip dislerini fircalamak kulfet gibi gelebiliyor. Dis fircalamanin aliskanlik haline geldigi insanlarda ise, fircalamanin belli vakitleri oluyor, ya aksam yatarken yada sabah kalkinca, daha iyi bi ihtimalde herikisi de. En iyi ihtimal olarak da aksam yemeginden sonrasini ekleyelim. Gunluk ugraslari arasinda bircok insan dislerini fircalamayi dusunmez, buna gerek bile duymaz. Okulun yada ofisin lavabosunda dis fircalayanlara pek rastlanmaz..
Ama misvak kullanimi oyle degildir. Yaninda tasinmasi pratik bi arac oldugu icin, aliskanlik haline getirmis insanlarin ceplerinde yada cantalarinda durur. Akillarina geldiginde, belki de her firsatta cikartip kullanirlar. Yani bana gore, antibakteriyel, antimictobiyal etkisi soyle dursun, sadece misvak in kullanilis sekli bile plak olusumunu onlemek acisindan dis fircasindan daha etkilidir.
Buyrun size misvak uzerine yeni bir arastirma konusu, hemde cok kolay uygulanabilecek bi arastirma b%20%2813%29 Misvak ve ağız sağlığı Ben bi literatur arastirmasi yapayim bakalim bu durumu arastiran olmus mu daha once.. b%20%2813%29 Misvak ve ağız sağlığı
Arastirmaya acik bi baska konu da firca ile misvak arasindaki ergonomik yapi. misvakla firca ile ulasabildigimiz yerlere ulasabiliyormuyuz, yeterli mekanik temizlik saglayabiliyormuyuz. v.s. v.s.

administrator demiş ki:

geçen colgate aldım.. misvak özü var.. onu benim misvağa sıkıp kullanabilir miyim

bu mesaji gormemisim ben, kusuruma bakmayin. misvak ozlu colgate i misvak uzerinde kullanmanin nasil bir getirisi yada goturusu olur bilemem. Ama nacizane fikrime gore gereksiz. Dis macunlarinin icerisinde dis minesini zedeleyen tanecikler var, misvak zaten kendi capinda antibakteriyel islev goruyor. macun gereksiz olur gibime geliyor. bu da benim fikrim tabi. Macundan ziyade misvaki kullanim sekli onemli bence. butun dislerin butun yuzeylerinin(5) temizlenmesine dikkat edilmeli. Ve de frekansi tabi, plak olusumunu minimuma indirgemek adina..

- Lale

10
May
2008

Çok küçükken herkes gibi karanlıktan korkardım

Çok küçükken herkes gibi karanlıktan korkardım.

Bigün bıktım. Tüm ışıkları kapadim. Bekledim. Merdivende artık korkmayıncaya kadar oturdum. Bişey olmadığını, dolabın içinden hortlağın fırenkeştaynın cinin çıkıp beni yemediğini gördüm (Hayalgücüm gölgeli eşyaları sürekli bişeye benzetseler de fiziksel olarak bişey olmadı en nihayetinde). O gün bugündür Allah’ tan başka birşeyden korktuğumu hatırlamıyorum.

Yüzmeyi öğrenmem de dibe vurduğum ve kısmen biraz su yutarak boğulma tehlikesi atlattığım vukuat sonrasında gerçekleşmişti.

Arılardan da pek hazzetmezdim, çekinirdim. birgün arkadaşlarla evimizin bahçe duvarındaki bir kovanı kurcaladık (Arıları öldürme olarak değil de inceleme babından yapılan bir aktiviteydi sanırım) Kovalandık, sokulduk, baktık ölmedik. Sonrasındaki olaylarda tepkim ‘Aaa arı soktu, acıyo lan, neyse sağlığa faydalı en azından, hayır o değil de hayvancağız öldü ona ağlıyorum.’ dan öteye geçmemiştir.

Her zaman için korkularını yenmenin, korkularla geri dönüşsüz bir şekilde yüzleşmekten geçtiğini düşünüyorum.

Korkunun da temel kaynağı, bilmemek.

Karanlıkta ne var bilmiyorsun, suyun altında tamamen girersen ne olur bilmiyorsun. Ama karanlıkta bekleyip birşey olmadığını görünce, suyun altında ciğerlerindeki havanın seni yukarı kaldırdığını görünce artık ‘biliyorsun’ ve korkmamaya başlıyorsun.

Sözgelimi, böcekten korkan bir insan, sürekli sinekten arıdan karıncadan bile fersah fersah kaçmak yerine, içinde çiyan, öcü yada tarantula olan bir kavanozu incelemeli ve o böcekler hakkında bilgi almalı. Böceğin kendinden çok daha korktuğunu ve böceklerin insan yiyerek beslenmediğini öğrendikçe rahatlamalı. Bunu öncesinde kafamdan uydurmuştum açıkçası ancak daha sonra yabancı bir belgeselde de örneğini gördüm. Böcek örneği dahil, yükseklik korkusu olanları da yüksek yerlere çıkarıp ayaklarını sallandırıyorlardı. Bunu da G-force ve kamikaze gibi lunapark araçlarında yerel imkanlar dahilinde uygulayabilirsiniz.

Velhasıl, korkularınızla yüzleşmesseniz, onların esiri olarak yaşamaya devam edersiniz. ve aslında korkmaya değmeyen birçok şeyden korkarken, asıl korkmanız gerekenden korkmadığınızı da farketmeniz, menfaatiniz icâbıdır.

7
May
2008

Unutma ve türevlerine dair

unutmak, hatırlamak, anımsamak, unutamamak

unutkanlık değil kastım, o şu başlıkta incelenmiş anladığım kadarıyla

http://www.warnerblade.com/f/viewtopıc.php?t=2370

kişileri, olayları, yapacaklarını unutmaktan çok fiil olarak unutmanın hayatımızda nereyi işgal ettiği
işgal edişinden memnuniyetimiz/memnuniyetsizliğimiz
farkında olmadan unutup gittiklerimiz

dahası iste

bahceunutmabeniyb2 Unutma ve türevlerine dair

birkaç gündür zihnimi işgal ediyor unutma eylemi, latife tekin in unutma bahçesi ziyaretime geliyor.
nedir diyorum insanın unutmayla alıp veremediği. benim alıp veremediğim ne dahası?
unutarak hayatın üstüme üstüme yürüyen yanlarından saklandığımı farkediyorum, unutusun nasıl bir nimet olduğunu.
geriye dönüp de yaptığı hatalarla cedelleşerek ileriye adım atamıyor insan, unutuyor bir yerden sonra.
geride kalanlara el sallarken önündekileri yıkıp geçebilir, unutuyor yüreğinde izi kalanları.
geçmiş güzel günler, yaş ilerledikçe daha bir candan hey gıdı denen günleri anarak geçmiyor zaman, güzel, acı ne varsa geçmişte unutarak yürüyebiliyorum ancak.
‘unutmalarda gizleniyorum’…

bir de ne göreyim, daha kimler kimler saklanmış aynı unutma bahçesine. önce latife tekin le karşılaşıyorum. unutarak yaşayabilmek için bir bahçe kurmuş, unutamamanın verdiği acıyı geride bırakarak unuttuklarından bir hayat inşa etmek için toplamış romanın kahramanlarını bahçeye.

bahçeden bir ‘unutma beni’ çiçeği koparıp köklüyorum, sadık yalsızucanlar in minik öğrencisi hatice yı “anımsıyorum” yakaza romanından.
o da ne karşımda sezen aksü. beni unutma diyor yıllar öncesinden gelen sesiyle, bilirsin unutulmak dokunur ya her insana.
unutulmak bir yok oluş olduğu için insan kabullenemiyor belki. bir insanın zihninden kalbinden silinip gitmek, biryerlerde varlığından vazgeçmek ağır olan. yine bir varlık kaygısı, var olma çabası…hangi şairdi ölümden yana korkum yok, tek korkum unutulmak diyen?

beni unutma diye seslenen başkalarını “hatırlıyorum” o zaman, esmeray miydi sevdiğinin boğazında bir hıçkırık olarak hatırlanmak isteyen sitem dolu şarkıyı söyleyen? unutma beni, unutama beni
bir de sevdikleri tarafından unutulmak isteyenler var. sobeliyorlar bizi unutma bahçesinde. tarkan dan geliyor önce
unut unut beni yüzüm yaralar seni alışamazsın
ortaokul yıllarıydı sanırım, can acıtacak duygusal şarkılar yapardı arada tarkan.
gerçekçi bir bakış açısına sahip candan erçetin. fani dünyanın fani sevgilerinde beka iddia etmenin anlamsızlığına dikkat çekiyor,
unut sevme beni, bu aşkın sonu
ne yazık ki hicran gözyaşı dolu.
nasıl olsa sonu gelmeyecek mi

her güzel şey gibi bitmeyecek mi
fanı dünyanın fenalığına insan unutarak katlanıyor demek.
sevdiğinin gittiği yerde unuttuğu emre aydını da ben sobeledim, bahçenin bir köşesinde unutulmuş gitmişti.

bir de sitem eden biri vardı adını “unuttuğum”, unuttun beni zalim diyordu, hatta arabesk versiyonlu bir tekerleme bile vardı unutulmaya dair. unutma unutulanlar …

unutmak şifa, unutmak deva çoğu zaman. fenalıklarda kaybolup gitmemenin çaresi.
unutmadan untuma bahçesinin beni vuran cümlesiydi : “unutacağımız hıçbir şey kalmayana dek her şeyi unutabilsek tanrıyla karşılaşacağız ama oraya kadar unutmayı beceremiyoruz bir türlü”

bir de bu var:

”Unuttuğu için mı delirir insan, unutamadığı için mi? Bir daha asla geri dönemeyeceğiz; bir daha asla cennet bahçesine dönemeyeceğiz, masumiyete dönemeyeceğiz, Auschwitz öncesine, Hiroşıma öncesine dönmeyeceğiz, Vietnam öncesine, Cezayir, Filistin, Irak öncesine dönemeyeceğiz…

Maraş öncesine, 1 Mayış ’77 öncesine, 12 Eylül öncesine, Sivas öncesine, “hayata dönüş operasyonu” öncesine dönmeyeceğiz!

Hepimize dışkı yedirilmemiş gibi, makadımıza çöp sokulmamış gibi, kolumuzu iş makinesi koparmamış gibi yapamayız;

kurşuna dizilmemişiz gibi, işkence görmemişiz gibi, gece başkınlarında götürülmüş ve bir daha geri dönmemişiz gibi yapamayız.

Çocukluğumuza tecavüz edilmemiş gibi, aşklarımız ve inançlarımız elimizden sökülp alınmamış gibi, töre cinayetlerinde öldürülmemiş, bilmem kaç kez çığlık çığlığa uyanmamışız gibi duvara…

unutamayız…

televizyon karşısına geçip, sersem sersem gülp oynayanları aynı şevk ve heyecanla seyredemeyiz hıçbir şey olmamış gibi…”

Işık Ergüden

“Hiçbir

7
May
2008

Cümleyi bi ifade biçemi olarak kullanmamdan ötürü

Cümleyi bi ifade biçemi olarak kullanmamdan ötürü ve karşımda da son derece zeki insanların leb demeden tattaravalliyi anlayan insanların olduğunun bilmemden bilmukabil, cümlenin yaklasik ortalarında basını unutmamla beraber toparlamaya kasmamam, daha acizane bi ifade ile üşenmem konusunda yada cümleyi kapatmam (toparlamam) noktasında artık bi paragraf haline gelmekte olan cümlenin ilk kısmıyla halihazırda hiçbir bağlantı ve bağıntısının bulunmaması konusunda duygu ve düşüncelerimi ifade etmekten kıvanç duyarım.

Samdergi’ ye daha sık, daha çok yazı gönderilmesi temennisiyle.

6
May
2008

Geçiş

Yığınıma bakıyorum eğreti bir nazarla. Cahilim şimdi, bilmiyorum hangi taraf sağım. Halimden ürkmek için davranmıyor vücudum. Saçlarım kadar sakin, irademi bekliyor sanki atmak için kalbim. Karşı duvarda bir resmim
Ne kadar bilgisizim
Etraf siluet dolu, aynı etraf çok ıssız
Acıyor boşluklarım, eyvahlarım telaşsız
-
Bedenim hissiyatıma kindarane bakıyor
Sanki yetmiş senedir bu firakı bekliyor
Bir nesne görsem aşina, bir maddeyle son bir nisyan
Bir el deyse, laf söylese bir ziruh bir muhsin insan!
Bakışlarım cayır cayır, gözlerim ölgün
Rengim hiç olmadığı bir tonunda bugün..
 -
Beynimde büyüyen taş günahlarım mı
Görüntü mü kayboldu gözlerim mi kapandı