28
September
2007

Piyasalar gerçekten sıkışık mı yoksa herşey güllük gülistanlık mı?

samded.com forumlarda, iki farklı görüş üzerine yazılmış bir yazı….

Piyasalar gerçekten sıkışık mı yoksa herşey güllük gülistanlık mı? 

 

Hani Türkçe için diyorlar ya, lastik gibi nereye çeksen gelir diye, bu sitedeki arkadaşları tenzih ederim ama çoğu insan ekonomiyi de lastik gibi yaptı…

70 yaşındayım, 35 yıllık ESNAFIM böyle piyasa görmedim diye başlık açılmış… Bu durumun, bu isyanın gerçek olmama durumunu düşünmüyorum. Yalnız bu isyanın ne denli genele yayıldığını, nedenlerini görebilmek için akıl yürütüp soyut kalan yorumlardan ziyade bazı ekonomik verilerle bakmak gerekir diye düşünüyorum.

Tüm verileri bulup yazmam,yorumlamam çok zaman alır diye, bana göre değinilmesi gereken bazı kavramlardan bahsetmek istiyorum…

Türkiye GOÜ(gelişmekte olan ülkeler) arasında yer aldığı için, kişi başına düşen GSYİH yı yorumlarken Gini katsayısını da unutmamak gerekir. Gelirden ziyade geliri kimin elde ettiği goü de daha önemlidir. Gini katsayısını kısaca anlatmam gerekirse, 0-1 arasında bir sayı olup 0 yaklaştıkça gelirin mutlak eşit olduğunu ifade eder. Eşitlikle ünlü İskandinav ülkelerinde bu rakam 0,23 seviyesinde iken, Yunanistan Portekiz ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinde 0,34 seviyesindedir. Türkiye de ise 0,45-0,50 seviyesindedir. Bu rakam İstanbul gibi bir şehir de 0,6 ya kadar çıkmaktadır. Bunun anlamı çok kısa ve net olarak Türkiye de gelirin eşit dağılmadığıdır. Yani fabrikatör Ahmet parasına para katarken, bakkal ihsan amca dert yanmakta piyasada para yok diyerek likiditeden dert yanmakta haklıdır. Ayrıca bir ek bilgi olarak söylemeliyim ki, Türkiye gelir dağılımındaki eşitsizlik ile son 30 un içerisinde… Ayrıca kişilerin elde etmiş oldukları faiz gelirlerinin hesaplanmasının zorluğu nedeniyle bu rakamlar biraz daha iyimser gibi geliyor bana…

Bunun dışında bu soruyu analiz ederken protestolu senet sayılarına bakabiliriz, yalnız biz bazı parti ve mesleki odalar gibi şov peşinde olmadığımız için protestolu senetleri GSYİH oranları ile de ilişkilendirebiliriz. Bunun anlamı şudur, ekonomi ne kadar büyümüş, büyüyen ekonomide ödenmeyen senet tutarı ne kadar…
Örneğin harcamanlar yöntemi ile …

GSYİH 2000 124.583.458.276,
Protestolu senet sayısı 2000, 629,803,388
Oran binde 5

2001 yılında GSYİH 178.412.438.500, protestolu senet tutarı 1.114.793.713,
oran binde 6
GSYİH 2005 de 487.202.362.279 iken, protestolu senet tutarı 2.803.142.115 liraymış
2006 yılında GSYİH yaklaşık 520 katrilyon iken protestolu senet tutarı 4.054.905.470 lira olmuştur.
Oran binde 7 olmuştur….

Bu rakamları yorumlarken 2000 yılını veri alırsak binde 2 düzeyinde ödenmeyen senetlerde bir artış vardır. Kriz yılı 2001 i baz alırsak binde 1 düzeyinde bir artış vardır. 2007 yılında protestolu senetlerin GSYİH ya oranı ise tahminen binde 9 seviyesine kadar yükselecektir.

Böyle bir kıyaslamayı hiçbir köşe yazarı yapmadı, siz sormasaydınız bende uğraşmazdım. Ekonomi büyürken aynı oranda protestolu senetlerin artması doğal bir olgudur. Yalnız elimizdeki veriler gibi ekonomi büyürken protestolu senetlerin sayısının ekonomiden daha yüksek oranda büyümesi,piyasada var olan bir olumsuzluğun haberidir.

Ayağını yorganına göre uzat her ne kadar Türk atasözü olsa da pek kale alınmadığı kredi rakamlarından ortaya çıkıyor. 2001 krizinde çoğu banka kriz çıkmadan önce büyük boş arsalar kiralamışlardı, çünkü verdikleri kredilerin çoğunun geri dönmeyeceğini biliyorlardı. Özellikle geçen yıl dünya piyasalarındaki olumlu hava ve türkiyede ki tek parti iktidarının vermiş olduğu güven ile insanlar yine kazanacakları parayı eve arabaya yatırdılar.. Mesela ben devlet üniversitene 2002 yılında araba ile giderken otoparkta çok rahat yer bulurken, yıl 2007 olduğunda otoparkta yer bulamıyorum. Bu herkesin zenginleştiği anlamına mı gelir, yoksa insanların kazanacakları para üzerinden harcama yaptığı anlamına mı?
Kredi demek, insanların gelecek gelirlerini bağlamak demek, kredinin artması ile piyasadaki para bankalara gitmektedir. Bunun sonucunda mevduat sahibi faiz geliri elde ederken, kredi müşterisi ise faiz ödemektedir. Yani sermaye el değiştirmektedir. Memur Osman, aldığı arabanın kredisini ödediği için de, 3 ay sonra alacağı 2binytl sının, ancak 400 YTlsını harcayabilmektedir.

Ekonomiyi o kadar çok açıdan ele alabiliriz ki, kimi bakış açısına göre son 5 yılda mucizeler yaratıldı, kimine göre ise ekonomi derin bir kuyuya doğru inmekte…

Yalnız bazı rakamlarla olumsuz bir tablo çizmek imkansız, örneğin GSYİH, bir ülkede bir yılda üretilen varlıkların değeri,
Kurun düşük olmasına rağmen İhracat rakamları,
İthalat içinde yatırım malları oranı, (2005 e kadar)
TEFE, TÜFE endeksleri,

Ekonomik analizler kadar, işletmecilik ile ilgili analizlerde yapılabilir. Her ne kadar mühendis arkadaşlar işletme, iktisat gibi bölümleri küçümseseler bile çoğu ne pazarlamadan anlar ne finans dan anlar , ne muhasebeden anlarlar, ne de bir bütün olarak işletme yönetiminden anlarlar… Piyasada böyle, bırakın mühendis adamları ilkokul mezunu adamlar ticaret yapıyor. Mevcut tecrübesi ile çok aşırı başarılı olanlar ne yazık ki azınlıkta… Amiyane tabirle diğerleri sinek avlıyor.
Bunda bazı arkadaşların değindiği gibi gelişen piyasa şartlarına ayak uyduramamak oldukça etkili, Örneğin İstanbul da yapılmış 27 mega avm var.Ankara da bu rakam 10 a ulaştı. Burada tüketici davranışları iyi analiz edip iyi yorumlamak gerekir. Kimi çocuğunu oyun parkına bırakır, kimi güvenliği düşünür, kimi otoparkı vs.. vs…

Genel bir tabirle küreselleşen dünyada ekmek aslanın ağzında değil, midesinde… Bundan 10 yıl önce %50 kar marjı ile iş yapanlar piyasaların derinleşmesi ile %15lere razı olacaklar.

Ben yakın çevremden biliyorum milyon dolarlık işlerle uğraşanlar konularında ehil olmadıkları ve ehil kişilerle çalışmadıkları için ne paranın zaman değerini biliyorlar, ne mevzuatları biliyorlar… binmişler trene gidiyorlar gündüz gece….

Eğer yazımı buraya kadar okuyan olduysa, okuyan kişi hadi fatih ekonomi ne yönde onu söyle diyecek…

İki iktisatçıdan 4 farklı görüş çıkar dedikleri gibi, bana göre her iki söyleyende doğru söylüyor.piyasalarda özellikle küçük esnaflarda bir daraltı olduğu piyasada likidite sıkıntısı olduğu, ekonomideki büyümenin gelir dağılımı üzerindeki olumlu havasının oldukça yetersiz olduğu doğrudur..Bunun yanı sıra bazı makroekonomik hedeflerin gerçekleştirildiği uzun vade de bunların olumlu yansıması da doğrudur.

Bu kadar şey yazmışken bir sıcak paradan bahsetmemek, cari açığa, faiz oranlarına ve carry trade konularını ele almamak eksiklik oldu.Yalnız yazının okunabilitesini yüksek tutmak açısından yalın ve kısa tutmaya çalıştım. İlerleyen zamanlarda inşallah o konularla ilgili de yazarım..

 

                                                                                                         fth hyt