22
February
2008

Yüreğime Dair

Tarifi imkânsız bir sızı var içimde… Sebepsiz… Bakma sebepsiz dediğime… Vardır elbet bir sebebi dile vuramıyorum. Seni bulduğum gün yitirmiştim ben. Sen yitirilmeye mahkûmdun, bense yitirmeye… Yüreğimde taşıdıklarımı bilebilseydin… Ya da biraz olsun beni anlayabilseydin… Anladığını sanmıştım. Yanılmışım. Sana değil sitemim kendime… Ne bilmene izin verdim yüreğimde sakladıklarımı ne de anlamana… Senden kaçmaya çabaladıkça daha çok yaklaştım sana. Nedendir bilmiyorum. Aslında yaşadıklarıma dair hiç bir şey bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var ki o da farkında olmadan girdiğim bu yolda, kendimi bulduğumda artık çok geçti. Bu hayat yolculuğunda ihtiyacım olan öyle çok latifeyi yitirmiştim ki… Ve sana öylesine bağlanmıştı ki bu küçücük yüreğim…
 

Gecenin zifiri karanlığında, yalnızlığımı paylaştığım odamda yüreğimde kopan fırtınaları dinliyorum şimdi. Duygularımı dillendirmeye takat getiremediğim zamanlarda gözyaşlarım tercüman oluyor yüreğimde taşıdıklarıma. Omuzlarımda yaptığım yanlış(lar)ın ağırlığı… Yüreğimin bir yanı pişmanlıkla kavrulurken, bir yanındaysa hasret rüzgârları esiyor.  Ağlayarak sabahı karşıladığım gecelerde çoğu kez sebebini bilemiyorum gözyaşlarımın. Uykularım benden gideli çok olmuş… Gece vakti yıldızlara bekçilik ederken ruhumda mı yoksa yüreğimde mi bilemediğim bir kördüğümü çözmeye çalışmakla geçiyor zaman…
 

Teselli aramak için sarıldığım kitaplar ümit verse ve ben “Hayır Allah’ın murad ettiğindedir” diye fısıldasam da yüreğimin kulağına… Hissiyat işte… Söz dinlemiyor bir türlü… Ve ben de Efendimiz gibi “Kalp hüzünlenir, göz yaşarır” diyorum gözümdeki yaşlara mazeret ararcasına, kalbimin hüznünün sebebini bilemeden… Belki biliyorum da dillendirmek zor geliyor yüreğime…
 

Yüreğim alışkın gurbetlere… Daha küçücük yaşlarda ayrılıklar, hüzünler yaşamış. Zaten asıl vatanından ayrı kalmak suretiyle gurbette olan yüreğim, bu fani alemde de mecazi gurbetlerle yanmış yıllardır. Sen bunu hiç bilmedin. Ben biliyordum tüm sevdiklerim gibi seni de yitireceğimi… Korkuyorum şimdi diğer sevdiklerimi de yitirmekten. Ama kader değişir mi ki? Rabbim yavaş yavaş alıyor hepsini… Ama biliyor musun hamd ediyorum halime… Ya herkesi alıp,  bir başıma bıraksa beni… Aslında biliyorum yalnız değilim O hep var. Ve belki de ben O ndan başka dostlar, sevgililer aramakla “Allah tan başka dost arayanların durumu kendisine ev yapan örümceğe benzer. Örümceğin evi, evlerin en çürüğüdür- eğer bilmiş olsalardı”  ayetinde bahsedilen insanların durumuna düşüyorum. Zira düşünüyorum da yüreğim “Allah tan ötürü sevmek” nedir bilmiyor. Rabbimin elbet bir muradı var benden ve ben o muradı anlayabileceğim günü bekliyorum şimdi idrakten yoksun havsalamla… O gün mahşer günü olsa da…